Loto etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Loto etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Sonbahar sona ererken...


* Sonbahar, sabahları böyle 'Günaydın' diyor bana...
Yemezler! Görünüşünle kandıramazsın beni sonbahar, gerçek yüzünü öğrendim :)

* Kış gelecekse gelsin artık! En azından tutarlı bi' mevsim kış. Soğuk-daha soğuk-çok soğuk... sürpriz yok :)
Sonbahar çok garip burada... bi' rüzgar-bi soğuk-bi' güneş-bi' yağmur-arada kar derken resmen metabolizmam takla attı, sinüzitim azdı, baş ağrısı bıçak gibi... ''sabah uyanmak ölüm'' halleri...
Mevsim mevsimliğini bilsin! Sonbahar gitsin, kış gelsin! :)

* İki tane kışlık- Norveç tipi tayt/pantolon aldım; iri yılan deseni, diğeri zebra... 'ruhum vahşi' diyorum, 'vahşi cazibe' diyorum inanmıyorlar bi' de bana :)))

* Ojelerim tuvaletin tam karşısındaki rafta sıra sıra... ne zaman tuvalete girsem -millet fayans sayar-  ojelerimi sayıyorum. En son dün gece aldığım 'bu ojeler bana üç-beş yıl yeter, bitirmeden almayayım' kararım, yakın bi' kız arkadaşımın ''Avon'un 'Black as night' mat ojesi 6.99! sana da sipariş vereyim mi?'' demesi üzerine çöpe gitti... hadi bakalım, az da gotik takılayım :)))

* Benim turuncu düdük resmen konuşuyor, valla da-billa da konuşuyor :)))
Soru soruyorsun cevap veriyor, 'Miyavdın!' diyor, 'Gel' diyor, 'Geç kaldın' diye kızıyor, 'Az yer aç, ben yanında uyuyacam' diyor, 'Açım, aç!' diyor, 'Oynayalım mı?' diyor, 'Çok mutluyum nan!' diyor :))) ve ben bunların hepsini gayet güzel anlıyorum.
Bi' kedinin miyavlaması azıcık mı değişmez arkadaş? öyle bi' oturttu ki 'miv'leme düzenini, derdini basbayağı anlatıyor :)

* Harala-gürele çalışmakla geçen üç yoğun ay sonrası birden normal çalışma düzenine dönmek insanın şaftını kaydırıyormuş, öğrendim :)
Aslında sevinmem gerekirken  kocaman bi' boşluk hissi var içimde... insan her şeye alışıp-arar hale geliyormuş meğerse...
Yok arkadaş, bana huzur batıyor, biri bana iki tokat çaksın, aklımı başıma devşirsin... yorgunluktan geberdiğim günler geri gelmesin n'olur... :)))
Kötü iş, tü-kaka iş...

* Bu gece loto çekilecek, büyük ikramiye defalardır devrediyor. Tutar öyle büyüdü ki, tutarla birlikte hayallerim de büyüdü :)
Kafamda istifayı bastım, dünyanın dört köşesine yapacağım gezi planlarını hazırladım, şehrin en şahane manzarasına sahip binasından yer alıp, 'Kitap Kafe/Kırtasiye' işini kurdum, işin başında duracak insanları seçtim... rafların düzenini, günlük alınacak gazetelerden menüye dek her şeyi belirledim.
Dekor-mekor hazır, tek eksik para işte... o da kısmetse bu gece benimdir :)))
Multi milloner arkadaşınız olayooo... sevinin nan! :)

* Lotoyu tutturunca, sırf sevdiği müzik grupları ve şarkıcılara konser verdirtmek için bu işe soyunmayı düşünen + şehrin en büyük klübüyle anlaşıp ayda bi' parti vermenin ciddi ciddi hayalini kuran sevgilimi boşama planlarına başladım... haketti bence :)))
Dur, dur... kırkına gelirken parti adamı ol... yok yeaaa! :)))

* Aylardır beklemede olan 'Kara Kule' serisini tekrar okumaya başladım... tabisi de 'Silahşor' ile :)
İlk kitabın son 20 sayfası, bitirmeyeyim diye en helecanlı yerinde pat! diye kapadım.
Akşama tramvayda giderken bitireceğim artık durak-murak kaçırırsam söylemem, geçen sefer çok gülen oldu :)))

* Sürekli ıslık çalıp, şarkılar mırıldanan bi' komşumuz var.
Alt katlarda bi' yerde oturuyor, hep asansörde-posta kutusuna bakarken denk geliyorum adamcağıza.
Nasıl bir neşedir yareppim! :) Hayranım resmen, adam idolüm olma yolunda koşar adımlarla ilerliyor. İki yıldır bi' kez şarkısız-ıslıksız görmedim adamı... görmeyeyim de zaten, mutlu insanlar görmeyi seviyorum.

* Bugün 6 Kasım imiş...
Dün 'remember, remember the 5th of November' geyiği yaptık... bugün de FeBelilerin Galatasaray karşısında farklı galibiyet almalarının bilmem kaçıncı yıl dönümü kutlamaları geyiğini dinleyeceğiz...
Yazıktır nan... onnar da can :))) yılda bi' gün bayram yapsınlar... o bile bizim sayemizde :)))

Artık çalışmaya başlayabilerim.
Gülücüklü olsun gününüz :)

Görsel: Sahibinin sesi - Sittirella marka

Oh, mis!


''Doctor Who'' Küçük Prens'in gezegenine gitsin mi? :)
Bence gitsin! Tardis'in uğramadığı bi' orası kaldı, o da olur bakarsın :)
Hep Dalek, Hep Cyberman, Hep Ood... nereye kadar?
Sanki koskoca evren üj-bej yaşam formu etrafında dönüyor, teallam yareppim...
''Exterminate! Exterminate!'' başka da bi' numara bilmezler, pis-kaka Dalekler!
Zaten David Tennant'ı özlüyoruz :( Onsuz ne olacak bu evrenin hali?
Şşşşşştt.... kendine gel kızım, geçti, geçti... :)

* Aklıma gelmişken yazayım, sonra unuturum-munuturum.
Buradaki hamilelerin hemen hemen hepsi zeytin yutmuş sivrisinek gibi.
Hiç mi bi' şey yemezsiniz? Hiç mi aşermez siniz? Şaşırıp kalıyorum!
Hani Ebru Şallıylan Victoria Beckham apla kapışıyorlar ya; ''yok sen 5 kilo 125 gr aldın, yok ben 4 kilo 723 gr aldım'' diye... peeeeeh!
Burada hamileliğin başlangıcındaki kilosundan eksik kiloyla doğuma girenler var!
Söyleyin onlara; istedikleri gibi bunalıma girebilirler :)
Akıl-fikir diyorum...

* Dün loto oynadım :)
Gıcıklık olsun diye bakmıyorum çekiliş sonuçlarına. Yarına dek milyonerim anasını satem :)
Hayal üstüne hayal kurmak serbest bu gece. Ne zaman büyüyecem ben allam yareppim? :)))

* Hayal demişken;
Bi' evim olsun. Her yanı cam olsun ama dışardan içerisi asla görünmesin :) Camlar kendi kendini temizlesin.
Yerler, duvarlar, fayanslar, lavabolar, küvetler de kendi kendini temizlesin. Hiç toz olmasın.
Mutfakta kendi kendine dünya mutfaklarının en lezzetli yemekleri pişsin :) Bulaşık makinesi kendi kendini doldursun-yıkasın-yerleştirsin. Dolabı açtığımda canım ne çektiyse bulayım. Hep dolu, hep temiz hep tazecik meyve, sebze ve bilumum (evet, bilumum, bkz: tdk) ıvır zıvırla dolu olsun. Çamaşırlar kendini temizlesin ve hatta ütülesin!
Ve, bi' makine olsun böyle, duşa kabin gibi. Girelim içine, 15 dakikada duşumuzu almış, saçlarımız kurumuş, fönlenmiş, kaş-bıyık-bacak vs. temizlenmiş, manikür-pedikür tamamlanmış, ojelerimiz sürülmüş ve hatta makyajımız yapılmış olarak çıkalım içinden :)
Oh mis! Böyle hayale ömür feda :)))

Hanimiş; bu hayalimizde Nutellanın kalorisi sıfır. Kaşık kaşık ye! :)

* Sivrisinek lafı geçmişken;
Sağolsun sivrisineğimiz iki gündür mükemmel çalışıyor, bi' sanatçı edasıyla...
Sanırım simetri hastalığı var, tüm kolları bacakları aynı noktadan şişirmiş ki, kaşırken rahatlık olsun!
Ooooof, of! Alerjiğim ben ya :/ Biri şunu durdursun.

* Hava yine kapalı, soğuk, ha yağdı - ha yağacak.
Ey denyo hava! Bir kaç saate kalmaz yine açarsan, 30'lu derecelere dayanırsan çok pis küfür edicem.
Hatta balkona çıkıp sana orta parmak göstericem, haberin olsun!

* Kardeşimin kızı, prensesim Türkçeyi yeni öğreniyor :)
Geçenlerde Skype açık, yüzyüze görüşüyoruz, halayı görünce şımardı şımardı ve bi' konuda annesiyle inatlaşmaya başladı... laf öyle bir noktaya geldi ki;
''aksisin, aksi!'' dedim. El cevap; ''sensin taksi!'' ve çekti-gitti.
Artık nasıl bi' anlam çıkarttıysa... :))) şımarık, çok bilmiş böcük!

* Türkçenin nadir bulunan bi' dil olduğu ülkede yaşamanın keyifli yanları da var :)
Mesela tramvay durağında, alışveriş merkezinde vs. bağıra çağıra Türkçe konuşan yurdum insanını keyifle dinleyip olmadık bi' anda iki kelimeyle onları dumura uğratıp geçmek çok zevkli nan! :)
Yüzlerindeki ifade görülmeye değer :)

Kötüyüm ben, kötüyüm... kötüyüm, kötüyüm. :)

Görsel: Google Images

Durum güncellemesi


* Ameliyat oldum haha :) ağzımı burnumu kırdılar.
Ağzımda sekiz on dikiş, yanak normalin üj-bej katı şiş, çeneye doğru kocaman morluk, süperim nan :) Böyle bile güzelmişim, bu halimle bile ışıl ışıl yıldız gibiymişim... sevgilim öyle dedi, kayıtsız şartsız inanırım ;)
Hastayım, yat-dinlen-iyileş değil mi? Nerdeeeee. İlla sağa sola bakınıcam, okuyacam, yorum yapıcam. Ben akıllanmam :)

* Kış geri geldi, dışarısı yine bembeyaz :)
Evde sıcacık oturup atıştıran karı seyretmesi pek zevkli oluyor. Yine de baydı, bitse de bahar gelse ya. Kapıdan dışarı adım attığımda veya evi havalandırmak için pencereyi açtığımda suratıma yumruk gibi inen bu soğuktan nefret ediyorum!

* Geçen gece canım sıkıldı, birşeyler izleyeyim dedim.
Açtım kanald.com.tr - canlı yayını, şansıma ''Öyle bir geçer zaman ki'' denk geldi, yok izlemem bi' daha arkadaş. Sinir oldum, resmen sinir oldum. Bir ton küfür ettim.
Yaprak Dökümü'nü bitirinceye dek canım çıkmıştı, yeni dizi beni bozar.

* ''Vızır'' diye çamaşır deterjanı mı olur nan?
Almadım tabikisi de.

* Kaktüs bakmaya başladım, azimliyim bu defa öldürmeyecem :)
Oooo kaktüs, cici kaktüs, güzel kaktüs ;)

* Bu ülkede hiç bir balkonda su gideri yok.
Merak ediyorum millet nasıl temizliyor balkonları? Şöyle bir balkon yıkama keyfimiz vardı şimdi işin yoksa ''balkon sil''. Te allam yareppim! Akılsız millet deyince kızıyorlar bir de.

* Büyüyünce ev hanımı olmaya karar verdim, şu rahatıma bak! :)
Loto çık çık, bize çık çık :) Sübaneke yareppim, dinimiz amin! :)

* Acilen bir fotoğraf makinası almam gerekiyor. Öyle şeyler kaçırıyorum, sizi o kadar güzel şeyden mahrum ediyorum ki; bilseniz neleri gösteremediğimi hepiniz bir olup beddua edersiniz :)

* Çamaşır yıkadıktan sonra tüm evi buram buram kokutan o yumuşatıcı kokusunun bağımlısıyım.
Bir günde altı makina çamaşır mı yıkanır be? Yuh! Elektrik faturası acıtacak bu gidişle :)

* Ölünce unutulmaktan korkuyorum.
Olur da zamansız gidersem ne olur beni unutmayın. Ciddi diyorum, arada bi' yad edin beni e mi? :)

* Ölüm dedim de; Defne kızı kaybedince ister istemez kendime sorular sormaya başladım.
Ya ben de aniden ölüverirsem? Ya vedalaşmak-helalleşmek imkanım olmaz ise hiç kimseyle?
Şöyle bir şey yapmaya karar verdim; hayatıma bir şekilde dokunan herkese onların hakkındaki hislerimi anlatan birer gönderi hazırlayacağım ve zamanlamasını 3 yıl sonraya ayarlayacağım.
Bir gün ola ki benden ses seda kesilirse... bilin ki ''yoğum'' :) ve üç yılcık bekleyeceksiniz sizin hakkındaki tüm düşüncelerimi öğrenmek için. Gider ayak son gıcıklığımı yapıp sizi deşifre bile edebilirim :))))

* Şahane kahve falı bakıyormuşum da haberim yokmuş :)
Ama zamanıma, istekli olduğum ana denk gelecek. Adamın içini okuyorum resmen. Gönülsüz olduğumdaysa ı-ıh! Ne biçim iştir anlayamadım.

* Kıçı yere yakın olanlardan ciddi anlamda korkuyorum arkadaş.
Kısa boylular alınmasın, boyuna-vücuduna oranla kıçı yere yakın olanlar üzerine alınabilirler.
Az yere bakan, yürek yakan... saman altından su yürüten cins değiller valla.

* Blog dünyasına dadanan tayyeap zararlısı için laflar biriktirdim, bir daha ki gönderimde zat-ı muhteVemlerine methiyeler düzeceğim!

*Özlemişim karalamayı ama şimdilik bu kadar.
Uyuyayım da iyileşeyim :)

Görsel: Google Images
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

...yavrum seni layk ettim...