Hepinize veda busemdir... hoşçakalın!


Çok yoruldum arkadaşlar.
Blog tutmayı bırakıyorum.
Gitmeden önce, fotoğrafım sizlere bir anı olsun dedim.
Yıllardır yazıştığınız, konuştuğunuz, 'kim la' bu Sittirella?'' dediğiniz hatun kişiyi, dünya gözüyle bir kez görün istedim :)

Aranızda, 'canım-ciğerim' dediklerim var...
'Bu kim acaba?' dediklerim var...
Bugüne dek tek kelime yazmamış, tanışmamıza imkan vermemiş olanlar var.
Hepiniz, iyi ki geldiniz.
İyi ki sizleri tanıdım.

'Aaaa, n'oldu şimdi?' soruları aklınızdan geçecek...eminim.
Yanlış anlaşılmaya mahal vermemek adına, bırakış sebebimi de yazmak istiyorum;
YORULDUM.

Ben, duygusal bir insanım.
Kim değil ki? demeyin n'olur... eminim aranızda benden daha duygusal olanlar vardır.
Ama ben, sanki dünyanın tüm acılarını yüreğimde hissediyorum.
Yıpratıcı oluyor benim için.

Düzenli olarak blog tutmak ilk başta eğlenceliydi.
Sonra işin eğlence-eğlenme kısmı azalmaya, daha fazla insan tanıyıp daha fazla kişiyi takibe almaya başladıkça, insanların iki yüzlülüğünün, acımasızlığının, kıskançlığının, bu külliyen sanal ortamda bile sürdüğünü, hatta 'nasıl olsa kim olduğum bilinmiyor' mantığı ile klavyenin başına geçen dengesiz kişilerin yaptığı-yazdığı terbiyesizlikleri gördükçe sinirlenmeye, kırılmaya ve cidden üzülmeye başladım.
Burası benim oyun alanımdı ama artık ne zaman oynamaya başlasam mutlu olmak yerine, acı çekmeye başladım.

Mesela duygusal yanımdan bir örnek vereyim, daha iyi anlayın;
Çok sevdiğim bir arkadaşımın ailesinden biri, ciddi bir hastalıkla mücadele ediyor.
Ben onun neler yaşadığını, neler hissettiğini kendi tecrübelerimden az-çok tahmin edebiliyorum.
O, orada üzülürken, benim burada güle oynaya gönderi yapmam bana acı vereceğinden... yazamıyorum.
Sanki yaparsam bu gönderiyi, ''senin ne yaşadığın sanki çok da umrumda, hayat bana güzel'' der gibi anlaşılacağını düşünüyorum.
Çünkü o benim ''arkadaşım'' ve ben kendimi onun kendini bir parça daha iyi hissetmesinden, acısını paylaştığımı görmesinden sorumlu olduğumu düşünüyorum.
Çünkü... gerçekten paylaşıyorum.

Bir önceki gönderimden de anlaşılacağı üzere... biri acı çekerken benim mutlu olmam sanki yasakmış gibi hissedip, mutlu olmayı haketmek için, mutsuz kişinin o acısını hafifletmek adına elimden geleni yapmaya çalışıyorum ama bugün çok önemli bir noktayı atladığımı farkettim.
Dünyanın derdi-mutsuzluğu bitmiyor ve ben mutsuzken,-bir kaç arkadaşım dışında- benim mutluluğumu kimse düşünmüyor.
Arkadaşlarım benim mutszluğumu paylaştıklarındaysa, onlar benim durumuma düşmüş, benim yüzümden kendi mutluluklarını gösterememiş oluyorlar ve ben sevdiklerime haksızlık etmek, mutsuzluğuma onları dahil etmek istemiyorum.

Bir diğer örnek; herkesin bildiği gibi, turuncu bir düdük var burada, durmadan ''Mırrr, mırrr, mırrrrkk!'' modunda ^^
Ne zaman onun videolarını, resimlerini paylaşsam, bir başka blog arkadaşım sokak hayvanları için üzülüyor, ağlıyor, ev hayvanlarının aşırı şımartıldığından, sokak hayvanlarına dönüp bakılmadığından şikayet ediyor.
Ben de -gerçekten-üzülüyorum onlar için... ama burada sokakta hayvan yok, ne yapabilirim sizin oradakiler aç ise, susuz ise?
Türkiye'de olsam neyse... beslerim, su veririm, yerim varsa sahiplenirim ama değilim.
Ben ah-vah edince, hepsine sahip çıkılıyor, sokaklar bomboş mu kalıyor?
Yıllar önce, soğuk bir havada, felçli arka ayaklarını sürükleyerek bir dükkandan içeri girmeye çalışan, minicik bir kedi yavrusunu, otobüse bindikten sonra gördüm ve otobüsü durduramadım diye, hala her aklıma geldiğinde boğazıma bir yumruğun oturduğunu, gözlerimin dolduğunu... ve sanki beynime onu gördüğüm an'ın kazınmışcasına kaldığını kim biliyordu bugüne dek?

Çaresizlik... insanı en çok yıkan, yıpratan duygu ne de olsa.
Keşke elimde sihirli bir değnek olsa da ; pat! diye tüm dünyayı cennete çevirsem.

Dün gece, Okan Bayülgen, programında çok güzel bir cümle söylemiş.
Ben bugün izleyebildim programı.
Aslında bu benim ne hissettiğimi çok güzel açıklayan bir cümle olmuş.
Bire bir aynı olmasa da ;
''Ay ne güzel, lapa lapa kar yağıyor! diyorsun, kalkıp ordan biri ''dışarıda binlerce evsiz, aç, soğukta-sokakta yatan var, sen kar yağmasına seviniyorsun!'' diyor.
Durumum aynen bu..
Sanki ben sevinmesem, o dışarıda kalan aç, açıkta, soğukta olan insanların hepsinin başında birer çatı belirecek, sanki mevsim yaza dönecek :/
Ya da ''vah vah!'' deyince.. madalya takan olacak bana.
Bir şeylere sevinmeye bile korkar hale geldim.

Bir yere gidiyorum, bir sürü fotoğraf çekiyorum; ya-za-mı-yo-rum!
Siz bugüne dek benim blogumda bir tatil, herkesin hayalinde olan bir şehre yapılan gezi vb. konularda yaptığım bir gönderi gördünüz mü?
Görmediniz.
Çünkü; ''millet burda evine ekmek götüremiyor, sen orda, bilmem nerede resmen keyif çatıyorsun!'' olacak gibi geliyor sonucu.

Uzun lafın kısası;
Yaptığım, ettiğim, yazdığım her şey, birilerine batar, birilerini acıtır, birilerini üzer diye, ben strese giriyorum.
Nabza göre de şerbet veremiyorum.

Sadece belli bir konuda yazan, belli sınırlar dışına çıkmayan, kendine bir çizgi belirlemiş ve o çizgiyi aşmayan, paylaştığı alan dışında kimseyi özeline sokmayan blogger arkadaşlarıma imreniyorum!

Mesela, biri sürekli okuyor ve sürekli kitap eleştirileri yapıyor.
Derdi yok, tasası yok!
Kimse çıkıp; o okuduğun kitaplar için yılda Amazonların 1%'sine tekabül eden alan yok ediliyor! demiyor ama...

Bir diğeri ise film eleştirileri yapıyor.
Onun da durumu mis!
Kimse ona ; sen bu kadar filmi para verip sinemada izlemediğine göre, günde 3 DVD almaya da paran yetmeyeceğine göre... telif haklarını ihlal edip, yasal / etik olmayan yöntemle izliyorsun! çok ayıp! demiyor.

Bir diğeri şahane resimler/çizimler yapıyor.
Yaptıklarını yayımlıyor, oh-mis!
Kimse de kalkıp; kullandığım boyalar bilmem ne kimyasalını içeriyor, sağlığa zararlı da bikbikbik! diye giden nutuklar çekmiyor.

Ama kazara biri dese ki; ''o havyarı yemeyecektim ya da o son kadeh şampanyayı içmeyecektim'' ; Eyvah!!!
Afrika'da milyonlarca kişi açlıktan kırılırken......... diye başlayacaklar senin ne kadar duyarsız! sorumsuz! görgüsüz! biri olduğunu yüzüne tokat gibi vurmaya.
Kendileri Afrika'ya yılda yüz bin ton gıda ve sağlık malzemesi gönderdikleri için...
Te allam yareppim.

Herkes bu hızla 'pozitif enerji vampiri' haline gelirken... ben de vampirleşmek veya pozitif enerjimi birilerine yem etmek istemiyorum :(
Daha fazla 'olduğum gibi görünemeyeceğim'i idrak ettiğim için, ortalıkta görünmemeyi tercih ediyorum.

Bu sebeptendir ki;
Daha fazla gönderi -şimdilik- paylaşmayacağım.
Şimdilik diyorum, çünkü büyük konuşmak istemiyorum.
Ne zaman büyük konuşsam lafımı yemek zorunda kaldığımı, başıma geldiğini gördüm-öğrendim :)
Hepinizle iletişimde kalacağım.
Blog sayfamı kapamayacağım.
Maillere cevap veririm, sevdiğim arkadaşlarımı ararım, yorum yazarsanız yayımlarım.
İzlemede olduğum blogları okumaya devam ederim, yorumlarım :)
Kırdığım, üzdüğüm, bilmeyerek canını acıttığım arkadaşlarım varsa; özür dilerim :/

Bu duruma bir çare... bir yol-yöntem-çıkar yol buluncaya dek;
Benden bu kadar!

Sevgilerimle.
İmza: Orta Doğu ve Balkanların hatta ve hatta Avrupa'nın en gıcık blog yazarı
Sittirella

Hanimiş: itiraf ediyorum, Türkiye'ye kar yağmasının da sorumlusu benim, yuh!

Görsel: Sahibinin sesi - Sittirella marka

88 yorum:

  1. balkızı özlerim ben mesela,sittiyi özlerim..okuduklarını bilmek isterim,gezdiği yeri görmek isterim..canım belki o an yanıyor olabilir ama aslında yazdığıyla,gördüğüyle,sevdiğiyle benim derdimi unutturmuş olur bilmeden..
    bu tarafından bak..nacizane ''gitme''diyişim..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Zoitsa'm, deli kızım :)
      Kuddusi ile Leyla'ya iyi bakacaksın, benim için her gün bir öpücük vereceksin onlara... bu konuda anlaşalım önce :)
      Ben sizi izlemekten vazgeçmeyeceğim ki...
      Çok canım acıdı, belki anlarsın beni.
      Ne de olsa numaran bende var, telefonun sessizde olmadığı zamanlar!!! ben yine arar-gevezelik yaparım :)
      Kocaman öpüyorum.
      Sevgilerimle.

      Sil
  2. Doğduğun ülkeden farklı bir ülkede yaşarken bile, bunu hissedebilmek ne kötü:( ( bu kadar uzaktan sana bu duyguları hissettirebilmek ) Ne yazık ki yazdıklarının tümüne hak veriyorum. Bana bu anlattıklarının hepsinin sebebi jendimizle mutlu olmayı bilmememizden kaynaklanıyor gibi geliyor. Eleştirmek çok kolay, takdir etmek zor. Oysa başkalarının yaşadıkları bizlere ölçü olmasa, sadece kendi kendimizin cetveli olabilsek ne güzel olur. Son iki senedir hayatımdan o kadar çok arkadaş dediğimi çıkardım ki!
    Sanırım hayatımıza kendimiz yön verebiliyoruz. Olmuyorsa olmuyor, hayatın akışını zorlamamak lazım diye düşünüyorum, şimdi bu yaşımda.
    Çooook keyifle okuyordum, yazacağın zamanı bekleyeceğim. Bir gün o taraflara yolum düşerse, yazdıkların rehber olacak bana. Sevgiler ve huzur dileklerimle.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sevgili Özlem,
      ben de hayatımda bir temizlik yapmam gerektiğine karar verdim.
      Maalesef, binlerce kilometre öteden yettiler-bıktırdılar.
      Meğer özelime çok fazla insan almışım, çok kalabalıkmışım, anladım.
      İletişimde kaldığım insan sayısı iki elin parmaklarını geçmeyecek.
      İlk başta yapmam gerekeni geç de olsa yapmalıyım, zararın neresinden dönersem kardır.
      Dilerim bir gün yolun buralara düşer, birlikte bir kaç kahvenin tadını çıkarırız :)
      Biraz nefes almam gerek, çok yorulduğumun farkına vardım... hepsi bu.
      Sevgilerimle.

      Sil
  3. Blog senin ,ister yazarsın ister yazmazsın;neyi canın çekiyorsa yazarsın kime ne? İsteyen okur istemeyen okumaz zorla mı okutuyorsun ? Biz burada seni bekliyor olacağız sen dinlen gel ! Ben de zaman zaman negatifçilerin yorumuna maruz kalıyorum ama yarım asırlık dünya misafirliğim nedeniyle herhalde ,hah haha ha :))) canım ,bilmem anlatabildim mi ? Bizden size kocaman sevgiler...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Canım ablacım :)
      Güzel gözlü, asi Tagaddi'min annesi :)
      Çok güzel anlatmışsın, teşekkür ederim.
      Belki, ben de bir on beş yıl sonra ha-ha-ha diyecek kıvama geleceğim ama o kıvamı buluncaya dek içim alev topu olacak gibime geliyor.
      İnan bana, bir gönderi yaparken korkar oldum.
      İnsanlar buraya yorum yapmıyor, başka isimlerle mail adresime oturup, destan gibi hakaret yazıp gönderiyorlar.
      Ne kadar ''hadi canım sende'' demek istesem de, durup durup ''ben ne yaptım da bu kadar kötü sözü hakettim'' diyorum... acıtıyor.
      Biliyor musun, en son gönderimden sonra biri oturup; anladık, gözümüze sokmana gerek yoktu, çalıştığım şirket 'XYZ'miş! Biliyordum zaten senin tuzu kuru, burjuva takımından olduğunu, sen ne anlarsın sıradan birinin çektiği acıdan, bari reklamını yapmak için bir başkasının içinde bulunduğu zor durumu kullanmasaydın şeklinde başlayan bir mail yazmış... yuh! dedim.
      İnsanlar bu kadar mı zehrini, ezikliğini akıtacak yer arıyor.
      Bugüne dek bir baltaya sap olamamanın verdiği acıyı resmen benden çıkarıyorlar.
      Yani ablacım, yolun yarısına dayandığım şu günlerde, yıllardır dişlerimle-tırnaklarımla kazıyarak geldiğim şu yer bile birilerine batar, birilerine nefret kusma imkanı verir olmuş.
      Ne işim var benim bu kadar nefretin ortasında?
      Benden uzak olsunlar.
      Kızlara iyi bak.
      Hepsini sev, öp benim için :)
      Seni tanıdığım için çok mutluyum ablacım.
      Sevgilerimle.

      Sil
  4. Çok haklısın maalesef söylediğin her şeyde..
    Belki davetli izleyicilere yönelik devam edebilirsin.. Muhalefet olmayı marifet saymayanlar ve sürekli kıyaslama yapmayanlarla devam edebilirsin.. Listene beni de eklemeyi unutma :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sevgili ELFony,
      sadece davetli izleyicilere açık bir blog yazmak istemedim.
      Çünkü, bugüne dek adını bile duymadığım, gerçekten takip edilmeye değer blog sahiplerinin bana ulaşmasına engel olmak gibi bir niyete sahip olmadım.
      Bazen, bir kişi beni izlemeye alıyor ve ben o kişinin sayfasına gittiğimde bir hazine buluyorum.
      Beni izlemeye almasa, belki bir yıl daha o blog yazarından haberim olmayacak...
      Bu sebeple, ihtiyacım olan tek şey; biraz mesafe koymak.
      Yorumun için teşekkürler, kendine iyi bak :)
      Sevgilerimle.

      Sil
  5. cok kisacik gelebildim buraya malum cumartesi sana sonra da yazarim ben ama yine de kisa da olsa yazmak istedim Ellacim.

    Sanirim soylediklerini cok iyi anliyorum ve sanirim bizim gibi blog yazanlarin karsilastigi en buyuk zorluk aynen soylediklerin. Gecen gun sunu da dusundum keske blog okumasaydim o zaman belki bir suru seyi bilmez uzulmezdim de. Ama bir yandan baska bir suru guzelligi yasayamazdim da. Zor dengeler. dedigin gibi belki arada dinlenmek iyidir.

    Ama ben sadece sunu ogrendigim icin bile cok mutluyum bloglardan Ellacim. Bir baskasina yardim etmek istiyorsak, dunyaya yardim etmek istiyorsak once bizim mutlu olmamaiz gerekiyor. Cunku ancak o zaman yapmak istediklerimiz icin enerjimiz oluyor. Cok sukur kucuk seylerle mutlu oluyoruz, baskalarinin hayatina, dunyanin dengelerine zarar vermeden mutlu olabiliyoruz diye dusunuyorum kendimce :) yoksa bu vicdan cemberinden hic cikamazdik.

    dinlen biraz sen o zaman ama cok da ozletme kendini:)
    sevgiler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Gülçin'cim,
      Ben kimseye -yardım- etmek gibi bir misyon üstlenmek istemiyorum.
      Nasıl desem...benim kendime hayrım yok ki başkasına olsun.
      Yok bu çok acımasız oldu :)
      Biz onu: ''bu kadar uzaktan kimseye hayrım, yardımım dokunmuyor ki'' yapalım.

      Gamze için bir şeyler yapmaya çabaladım diye, ''reklam yapıyor'' oldum... düşün... bu bile oldu yani!
      Bunca yıldır, durdum durdum da, Gamze üzerinden mi reklam yapmaya mı karar verdim?
      İnsanlar, zehirli dillerini batıracak fırsat kollar hale gelmişler.

      Sadece, günlük hayatın bana yeteri kadar yüklediği stresi, şurada biraz olsun atmak, yazmak-çizmek, resmen saçmalamak için blog yazıyordum.
      Durum ''Ben bunu yazarsan, bu üzerine alınır. Ben şöyle dersem şu insanların kalbi kırılır'' halini almaya başladı.
      Kendime oto-sansür koymaya başladım.
      Paylaşabileceğim yüzlerce şey varken, ben geçenlerde oturup onlarca gönderimi sildim.
      Google Reader'dan görebilirsin.
      Eee, hani burası benim özgürlük alanımdı?
      Artık değilse, yazmanın ne anlamı kaldı?

      Ben bir dinleneyim :)
      Seni tanıdığıma çok mutluyum, bunu özellikle bilmeni isterim.
      Sevgilerimle.

      Sil
  6. Ne denir doğruya doğru. Bende baya uzun bir süre sırf bu yozluktan dolayı yazmadım ama sonra tekrar bişeyler yazmaya başladım yazdıklarının hepsini çoğu zaman bende yaşıyorum ve birçok şeyi yazmak istesem de yazamıyorum hep başkalarını incitir mi diye hele Gamze
    den sonra hiçbirşey yazamaz oldum gerçi seninle kulvarlarımız çok farklı ben senin kadar cesur olamam belki o yüzden sadece birkaç anı birkaç fotoğraf ekliyorum unutmamak için o kadar bazende mutsuzsam insanların güzel sözleri mutlu ediyor anlık o kadar o yüzden şimdilik bıkkınlığını anlayabiliyorum gene de belki birgün yeniden başlarsın kimbilir.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Gamze hepimizi silkeledi, aklımızı başımıza getirdi.
      Yaptığım hiç bir şeyden zevk alamaz oldum.
      Çok güzel demişsin; evet, bıktım.
      Kulvarların farklı olması idi zaten bu platformu güzel yapan... düşünsene, herkes ''bugün ne giydim'' gönderisi yapsa her gün, ne anlamı kalacaktı birden fazla blog takip etmenin? :)
      Takip ettiğim her blogun, zamanla ''çekiliş yapıyorum a canlar!'' bayağılığıyla işi-gücü izleyici toplamaya çevirmesine, izleyici sayısı 100'ü aşan bir takım insanların, kendini dünyanın hakimi sanmaya başlamasını hayretle izler hale geldim.
      İnsanlar çok acımasız, çok fesat, çok ama çok kötü.
      'Asla yapmaz' dediğim insanların umulmadık-beklenmedik davranışlarda bulunmasına şaşıyorum.
      Daha fazla hayal kırıklığına uğramamak için bir süre uzak kalmalıyım.
      Belki bir gün, kimbilir...

      Sil
  7. Yazdıklarının hepsine katılıyorum..aynı şeyleri ben de hissediyorum,,canımın sıkkın olduğu şu günlerde bunu duymak beni üzdü ama inanıyorum ki dinlenip geri döneceksin..umuyorum yani:(((enerji emilimi konusundan öyle etkileniyorum ki,,kötü şeyler yazan olmadı bloğuma şimdiye kadar ama insan sadece kendine özel , içsel paylaşımlarını yaptıkça hazinesinin azaldığını ve bazı paylaşımların aslında kendimi azaltmama neden old. görüyorum..şimdi sen gidince bir yanım çok fena eksilecek,,,buruk kalacağım,,bizim buralara yerleşirsin ilerde gibi bir beklentim var açıkçası,,arada arayacaksın biliyorum,,ama arkadaşlarımın blog paylaşımları " buradayım, iyiyim" demek benim için...şimdi bana "i"yiyim" demeni beklemek zorumda kalacağım:(((tvitte devam edecek misin..sırf bu sebepten geleyim oraya, ne bileyim işte...madem gidecektin niye girdin hayatıma..:,(

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Nihan'ım, benim canım arkadaşım.
      Ağlattın beni :/
      Ben seni terkedip gitmiyorum ki.
      Elbette arayacağım, elbette gelip sayfana okuyacağım, edepsiz, ukala, absürd yorumlar bırakacağım :)
      Bızt kısadevre'yi özlemeyeceğimi mi düşündün yoksa? :)
      Gün geldiğinde -kısmetse- İzmir'e, memleketime yerleşeceğiz.
      Belki de komşu olacağız... Olmasak bile ''çay saati'' uygulamasına geçip, her fırsatta görüşeceğiz.
      Hatta, iş ararken, sana CV'mi gönderip senden yardım bile isteyeceğim.
      Gerçekten kafam karmakarışık, dinlenmeye ihtiyacım var.
      Bunu da kimseye haber vermeden, sırf yazmayarak yapmak yerine, haber vererek yapmak istedim.
      Benden gönderi okumak beklentisinde olanlara haksızlık olmasın, boşuna beklemesinler diye.
      Sen benim hep ''canım arkadaşım'' olarak kalacaksın, bunu hiç kimse, yarım asır bile geçse değiştiremez.
      Seni seviyorum.

      Sil
    2. seni bekliyor olacağız...ben de seni çok seviyorum..

      Sil
  8. Daha önceden bir kaç kez yazılarına yorum yazmışlığım var ama bire bir hiç konuşmuşluğumuz ya da mesajlaşmışlığımız olmadı daha önce. İsmini, cismini, çalıştığın yeri ya da şöyle söyleyeyim; hakkında senin verdiğinden fazlasını bilmem. Esasında epey oldu blogunu izlemeye başlayalı; hiç bir zaman da karşılık beklemediğimden senin de bırak benim ismimi bilmek benden haberdar olup olmadığından bile emin değilim. Tarzını seviyorum, okumaktan keyif alıyorum ve okuyorum; ötesi yok. İster sen beni bil; ister bilme.

    Bu yazı öylesine enteresan bir güne denk geldi ki... Normalde hafta sonları pek bloglara hatta internete bakmam. Hafta içi her gün bilgisayar başında olduğumdan tiksinti geliyor. Şans bu ya bugün işyerimde "Hayat ve Motivasyon" konulu bir seminer vardı. Onun öğlen arasında vakit geçirmek için masamda bakarken gördüm yazı yayınladığını.

    Ben blogumda genellikle üzüntülü, hüzünlü ve çözüm getiremeyeceğimi düşündüğüm şeyleri paylaşmamaya gayret ediyorum. Tıpkı demogojinin dibine vurulduğu için haberleri izlemeyi reddedmem ve haberleri internetten takip etmem ya da radyodan dinlemem gibi. Yazmadığım şeylerden bihaberim ya da o konulara kayıtsızım demek değil. Hayır gayet bilinçli bir tercihle oraya sadece istediklerimi yazmak için kullanıyorum. Tecrübelerim veya arzularımdan bahsediyorum. Hepimiz insanız ve hepimizin sıradışı arzuları var. Sadece biz dile getirmekten çekinmeyenler "Her şeye rağmen yaşamak" için istek duyanlarız. Diğerleri ise kıskançlık, haset duyguları ile bize imrenip; yapamadıklarında bizim de yapmamamızı istiyor ve bizim bu isteklerimizi bizim vicdanımızı kullanarak ezmeye çalışanlar. Bir şeylere sahipsin, sahip olmayı istiyorsun diye vicdan azabı duymamalısın. Ben bu tarz küçük insanlara kulaklarımı tıkamayı öğreneli çok oldu. Yardıma ihtiyacı olanlar için elimden geleni yapıyor ve hayatımı doyasıya yaşamak için çaba sarf ediyorum. Sana da tavsiye ederim.

    Yazılarını sevdiğimden gitmeni istemem ama gitme de demeyeceğim. Git ama bir gün yine geri dön.

    Tekrar görüşene kadar hoşçakal.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sevgili gezenti,
      Senden haberdarım.
      Yaptığım gönderinin böyle bir seminere denk gelmiş olması gerçekten enteresan olmuş :)
      Benim derdim farklı, olay kulaklarımı ''küçük insanların'' ne dediğine tıkamaktan ziyade, kendimi gönderimde de dediğim gibi enerji vampirlerinden uzaklaştırmak.
      Bir süre canımın yanmamasına ihtiyacım var.
      Ben kimseye yardım etmek gibi hem karşı tarafı beklentiye sokacak, hem de kendimi bir şeyler yapmaya zorunlu hissettirecek çabalara girmek istemiyorum.
      İnan, günlük hayatta çok fazla sorumluluğum, insanların benden çok fazla beklentisi var.
      Bu bile ağır gelirken, diğer yandan blog üzerinden klavye başına geçip beni yapıcı değilde, kırıcı-yaralayıcı-incitici yazılar yazan insanlar için ayıracak ne zamanım var ne de buna tahammül edecek gücüm.
      İnsanların bana binlerce kilometre uzaktan hissettirebildiği bu kıskançlığı, çekememezliği.. aklım almıyor.
      Oturup bana bu yorumu yazdığın için çok teşekkür ederim.
      Dilerim dinlenir, toparlanır, bundan bir çıkış yolu bulur, bir gün tekrar yazmaya başlarım.
      Yazamazsam da; hakkını helal et.
      Sevgilerimle.

      Sil
  9. Aaaaaa, bu da ne şimdi???

    Alışmak sevmekten daha zor geliyor diye bir şarkı vardı. Çok alışmıştım ve yetmezmiş gibi çok ama çok sevmiştim ta uzaklardan seslenen bu dobra kızı. İçi dışı bir olduğundan adım kadar emin olduğum, güzel insan, sevgili dost, biliyorum mutlaka çok geçerli nedenlerin var... Hatta son zamanlarda çok iç acıtıcı konulara yer verdiğim için benim de payım olabilir bu kararında. Okusan bir türlü, okumasan bir türlü. ''Yeter be kardeşim, içim dışım acı oldu!'' demekte çok haklısın. Elbette başka sorumlulukların, işin gücün, özel yaşamın çok daha önemli ama ben çok özleyeceğim, çooook arayacağım seni.

    Benim bir tanececik güzel arkadaşım, tatilde geleceksin, söz verdin, unutma. Seni seviyorum. seni seviyorum, seni çooook seviyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Canım Begonvil'cim,
      Dünyanın tüm acılarını kalbine sığdırmayı başarabilen diğer arkadaşım.
      Senin sayfanı okurken çok göz yaşı döktüğüm oldu, ama sen bir yanın isyan ederken diğer yandan insanların içini açacak şeyler paylaşıp durumu dengeliyorsun.
      Bazen yazdıkların karşısında yorum yapamadan sessizce okuyup-ayrıldığımda oldu.
      Sen, sosyal yaraları herkesin gözüne sokmak gibi bir misyon edinmişsin, ne güzel de etmişsin, senin çizgin bu, saygı duyuyorum.
      Ama sen benim kalbimi hiç kırmadın ki :)
      Sen olmasan, ben nasıl kahvaltıda fıstık yeşili demlik kılıfıma bakıp ''Begonvil'ciğimin hediyesi'' deyip gülümseyecektim ki? :)
      Ben de seni seviyorum.
      Hem de çok seviyorum.
      Söz verdim, Antalya tarafına gelme imkanı yaratabildiğimizde soluğu sende alacağız.
      Minik ve kızları sıkıştıracağım, öpüp koklayacağım.
      Yok öyle benden kurtulmak :)
      Sevgilerimle.

      Sil
  10. Sevgili sitterelacim..güle güle..blogculuk hassas insana göre deilmis..bende anladim..
    Bende laf olsun diye basladim.. Okuduklarim yüregime oturur oldu..internet yasagi koymaya basladim kendime..sana yazayim derken deliyorum yasagimi..kendi gönül yazilarimin hepsini de lkaldirdim..
    Bir sonuncusu haric. Ben hani sana ayni firmanin elemanlarimiyiz diyen hatunum..o kadar insanin arasi da hatirlaman imkansiz..
    Benim kendi kisisel icimdeki kirilma noktam diyecegim noktada orada.. Kaptirdigimi farkettim kendimi..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sevgili Nar çiçeği,
      Kim olduğunu biliyorum, hatırlatmana gerek yoktu :)
      Hafızam fena değildir :)
      Bir önceki gönderimde yayımladığım printscreenlere bakabilirsen hangi firma için çalıştığımı.
      Çok kaptırmamak lazımmış, ben de anladım.
      Ne diyeyim, iki yazışma ile olsa da, seni tanımak da güzeldi.
      Keşke daha önce tanışabilseydik.
      Kendine iyi bak, canını yakmalarına izin verme.
      Sevgilerimle.

      Sil
    2. Blogumu silmeden önce sana yazdigima bende memnun oldum.

      Sil
  11. Şaka yapıyorsun sandım. İçim ezile ezile okudum..
    Çok duyarlı olduğun için mi böyle Sittirellacığım?
    Yazdıklarını dehşet içinde okudum, kedini sevmen bile birilerini rahatsız edebiliyor ya, inanılmaz..
    Bir anneye yardım çırpınışların bile mi?
    Ama bunları yazanlar hergün etrafımızda dolaşan insanlar, tek tek etrafımızdan ayıklamamız mümkün değil ki.
    Bak atalarımız biliyor da söylüyor, ağzı torba değil ki bunların büzeceksin?
    Zehir saçıyorlar etraflarına, içi kötü insan ağzını açıca da kötü şeyler savuruyor etrafına.
    Halbuki colette in de deği gibi burası SENİN, istemeyene şu üst çaprazdaki X işaretini göstermek lazım..
    SANAL dünyada SANAL İZLEYİCİleri bile kıskanır hale ne zaman gelmişiz.
    Çok kızgınım şu an.
    Ama senin kararın canım. SEN NASIL MUTLUYSAN ÖYLE..
    Çünkü bir hayatımız, kısıtlı zamanımız var! Onu nasıl değerlendireceğimiz kendi elimizde. Etrafımızdaki birkaç boş boğazın değil..
    Kardeşim herkes önce kendine bi dönüp baksın. Nedir bu kibir, bu büyüklen me anlamıyorum ki ben?
    Herkes kendini bi önce yetiştirsin, eğitsin, düzgün, kibirsiz, kötü niyetsiz ve arınmış bi hale getirsin de ondan sonra konuşsun bakalım.
    Dinime laf söyleyen müslüman olsa durumu bu resmen..
    Ahhh ama senin yazılarından da bizi mahrum ettiler ya..
    Alacakları olsun!
    Biz yine görüşürüz biliyorum ama senin özenli, neşeli, sımsıcak yazılarını çooook özleyeceğim çok!
    İnşallah sen de hemen özlersin.
    puff yaa. ben hergün gelip blog listemden yeni yazdın mı diye hevesle bakıyodum ama :((

    Geçen bi kitapta okumuştum ya: "Aşk bir güneşe benzer, aşkı olmayan gönül ise taş misalidir. Taştan ne biter ki, taş gönüllerden birşey bitsin. Bu yüzden gönlü taş olanların dilleri zehirlidir. Bu kişi ne kadar yumuşak söylemeye çalışsa, sesi savaşa benzer. Aşkı olan kişininse gönlü yumuşamıştır mum gibi, sesi yumuşak, hali tavrı yumuşaktır o kişinin. İnsanı okşar gibi, bülbülce konuşur, çünkü dilinden aşk dökülür..."
    O misal işte.. Ne derler, Ya Hayır söyle ya da sus..
    Ama böyle tuhaf, kıskanç, kibirli insanlar yüzünden hayır söyleyenler susuyor :(

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Canım Euphoric'im, güzeller güzeli arkadaşım,
      çok canım acıyor, kime ne diyeceğimi şaşırmış haldeyim.
      En iyisi bırakmaktı... ben de tercihimi bu yönde kullandım.

      Doğum anından ölüm anına dek, beynini zerre kadar kullanmayı beceremeyen, hiç bir vasfa sahip olmayan, aklı-fikri sadece fitne-fesada çalışan, ağzından zehir akan, nefes alıp vererek ve de bol bol atık çıkararak küresel ısınmaya katkıda bulunak dışında şu dünya üzerinde hiç bir misyona sahip olmayan yaşam formlarının -insan demeye dilim varmıyor- oturup, sırf kalplerinde taşıdıkları zehirden dolayı asla sahip olamayacaklarını bildikleri şeylere hakaret etmeleri, içlerindeki pisliği akıtmaları normal sayıldıkça, daha bir çok yazar bırakır gibime geliyor.
      Ellerine ne geçiyor? gerçekten merak ediyorum.
      Sanki her hakarette bir level atlıyorlar.
      Dilerim bir gün bu kinle-nefretle, nirvanaya ulaşırlar.

      Yeni yeni ''Ella''lar olacak buralarda :)
      Yeni yazarlar gelecek. Varlığım-yokluğum pek farketmeyecek.

      Görüşeceğiz elbette, Allah skype babadan razı olsun :)
      Üzülme ne olur.
      Pişmaniyemi ye benim için :)
      Seni seviyorum.

      Sil
  12. Yanıtlar
    1. üç ünsüz içinde iki ünlü,
      Keyifle okuyabileceğin blog listesi versem? :)

      Hemen bakayım;
      http://april-ls.blogspot.com/
      http://begonvilliev.blogspot.com/
      http://biradambirkadin.blogspot.com/
      http://eflatunkedi.blogspot.com/
      http://funstuffandlovelythings.blogspot.com/
      http://gulcince.blogspot.com/
      http://colette-kzlarm.blogspot.com/
      http://www.mutfakteyze.com/
      http://olmadikislerpesinde.blogspot.com/
      http://robotsdoodlesandorangebubbles.blogspot.com/
      http://yavrusu.blogspot.com/
      http://zoitsa59.blogspot.com/

      Bak, bir yerine bir çok blog var keyifle takip edilebilecek :)
      Sevgilerimle.

      Sil
  13. Ela'cım öncelikle eğer gerçekten keyif almıyorsan artık ara vermen en doğrusu. Ama sen ne yaparsan yap, ne söylersen söyle mutlaka canını sıkacak birileri olacaktır. Ne yazık ki bu gerçek. İnsanlar mutsuzluklarını,öfkelerini yönlendirecek bir alan arıyorlar. Yani ben de bazen ne saçmalıyorum diyorum. Kime ne benim yazdıklarımdan ama bazen diyorum ben önemsiyorum bir başkasını belki o da aynı şekilde keyif alabilir benim yazılarımı okumaktan. Ben senin blogunu İngilizce derleri sayesinde bulmuştum. Sonra devam ettim takibe :) Aslında daha fazla şey yazmak isterdim ama sadece şunu söylemek istiyorum paylaşımlarından keyif alan insanlar da var. Bunlar da göz ardı edilmemeli. Ne zaman geri dönmek istersen, ne zaman yeniden zevk almaya başlarsan bloglamaktan ozamana dek dönüşünü bekliyor olacak kişiler var :) Bir de başkalarının sorununu cidden çok yakın olmadığını sürece dert etmekten vazgeç. Kendimden biliyorum çok yorucu ve dediğin gibi sıra sana geldiğinde kimse senin mutsuzluğunu paylaşmıyor. Ben bir ara sanaldan tanıdığım dünyanın öbür ucundaki kişilerin bile dertlerini dinler olmuştum valla bak :) Türk de değillerdi. Garip bir deneyimdi. Ama bana insan olduğumuzu hatırlattı, benden farklı olmadıklarını, benzer şeyler yaşayabileceğimizi. Öyle muhteşem hayatları olmadığını vs.vs. mesela tanıdığım bir kız var İsrailli -yine sanal- tam bir ergen :) Blogunu kapatmamana ve iletişimde kalacak olmana sevindim. Daha güzel, günlerde görüşmek dileğiyle diyorum. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Joey'cim :)
      Vicdan azabı çektirme bana ne olur! :)
      Elbet beni -gerçekten severek- takip eden arkadaşlarım var.
      Benim de keyifle takip ettiklerim var.
      Amacım kimseyi göz ardı etmek değil, nasıl desem... nefes almak.
      Dert dinlemesine dinler(d)im, ama gerçekten dinlenecek dert ise.
      Ben artık 'Güzin abla' moduna girmiş bulunmaktaydım.
      Kaldıramıyorum :)
      Hele ben bir nefes alayım, toparlanayım... sonrasına bakacağız.
      Zaman ne getirir bilinmez.
      Belki, uzak kalmak çok hoşuma gidecek, dertsiz-tasasız :)
      Daha güzel günlerde görüşmek üzere, sana ergen sohbetlerinde bol şans diliyorum :)
      Sevgilerimle.

      Sil
  14. Ama Ella bu ne şimdi?
    Geç buldum çabuk kaybettim oldu:(
    Nereye gidiyorsun kuzucum, ellerin dilinden sana ne, lal olsun onların dilleri.
    Bu blog bizim evimiz, ister narçiçeği döşeriz, ister siyah. İçimizde yaşadıklarımızı kim bilir ki? Ters bulan gelmesi kardeşim mecbur mu?
    Keşke kapatmasan, geçici olacağını düşünüyorum ve lahanamı sabırsızlıkla bekliyorum. En kocamanından olsun, 10 kiloluk falan varsa lütfen, mahalleye sarma yapayım:))
    Çabuk dön be Ella, özleriz seni. Hadi sana giderayak bir Özdemir Asaf attırayım, Ha Ella, ha Lavinia, ne farkeder:

    Sana gitme demeyeceğim.
    Üşüyorsun ceketimi al.
    Günün en güzel saatleri bunlar.
    Yanımda kal.

    Sana gitme demeyeceğim.
    Gene de sen bilirsin.
    Yalanlar istiyorsan yalanlar söyleyeyim,
    İncinirsin.

    Sana gitme demeyeceğim,
    Ama gitme, Lavinia.
    Adını gizleyeceğim
    Sen de bilme, Lavinia.

    Kitabın Pazartesi yola çıkacak, umarım uzun süre kaybolmazsın. Sevgiler...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Leylak kokulu ablacım :)
      N'aptın ya... Özdemir Asaf'a deliririm ve Lavinia'yı çok severim :/
      ''kaybetmek'' diye bir şey yok ablacım.
      Çok koydu :(

      Sabah Nihan'ımın yazısını okuduğumda oturup ağladım... bu bile benim duygusallık konusunda hangi sınırlarda gezindiğime işaretti :/
      Bilirim, bulmanın çok zor olduğunu ve kaybetmemek için çok çaba sarfedilmesi gerektiğini...
      O sebeple, buldum mu ; kay-bet-mem! :)

      Hem bak, Puslu Kıtalar Atlası'nı ''Benim Oldu'' listeme bile ekledim ^^
      Sana alacağım o lahanayı... on kiloluk bulamazsam bir kaç göbek alırım, 10'a tamamlarız, olmaz mı? :)
      Laf aramızda, lahana sarması benim en favori yemeklerimdendir! Mmmmm!

      Kendine bir kedikız al, bak kitapla en güzel giden şey bu kedikızlar :)
      Benimki gibi, alerji yapmayan-tüy dökmeyen bir 'Sibirya Orman Kedisi' al, kitap okurken ''iyi ki bu dünyaya gelmişim'' dedirtiyorlar insana :)
      Bence senin tek eksiğin onca kitabın yanında sana stres topu olacak bir kedin olmaması :)
      Kedilerden nefret ederim!!! diyeni bile kendine aşık ediyorlar :)
      Pişman olmayacağının garantisini veririm.

      Öpüyorum kocaman.
      Kendine, Antalya'ya... kitaplara iyi bak.
      Arasıra beni özle, yaz :)
      Sevgilerimle.

      Sil
  15. Off! çok uzun bir yorum yazmıştım nereye bastıysam yok oldu.

    Yani kısacası; seni çok iyi anlıyorum çoğu zaman blog yazarken aynı nedenlerle ben de kendimi baskı altında hissediyorum.

    Çok üzüldüm güzel kızım ama kararına saygı duyuyorum. Blogunu okumak çok keyifliydi. Geri dönmeni bekliyor olacağım.

    Sevgiler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çınar ablacım,
      Offf, basmışsın-gitmiş işte, ne diye üzülüyorsun? :)
      Ne zaman, çayın yanına bir sigara yaksan... aklına geleyim, olur mu? :)
      Seni tanımak çok güzel.
      Bakalım... elveda demiyorum ama aktif olarak yazmaya da pek niyetim yok :/

      Sımsıkı sarılıyorum.
      Sevgilerimle.

      Sil
  16. Siz elveda diyorsunuz ama yine de ben merhaba demek istedim. Umarım zamanla yorgunluğunuz insanlara olan kırgınlığınız geçer. İnsanoğlu sanırım bazen fazla acımasız oluyor konuşurken davranırken. Bende çok duygusal biriyim ara sıra düğmemi insanlara kapatmak zorunda kalıyorum zarar görmemek için. Sonra bir süre kendimi motive edince insanlar böyle işte deyip devam ediyorum çünkü değişmiyor bir şey.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba Candan,
      Dilerim kırgınlığım-kızgınlığım geçer ama günden güne insanlara duyduğum soğuk duygular artıyor.
      Yalancılar, iki yüzlüler, acımasızlar ve de hırsızlar.
      Belki bir gün tekrar yazarım.
      Bir şeyler değişir ise.
      Keşke ben de düğmeye basıp kapatabilsem sonsuza dek ''onlar''ın ne dediğine kulaklarımı-beynimi.
      Hoşçakalın.

      Sil
  17. Aaa, uzuldum ben de simdi ama :( Bosver bunlari, su fani dunyada! Maalesef, oluyor oyle arada, cikiyor densizler, heryerden. Ve sen yalnizca kendini yiprattiginla kaliyorsun. O gul mecalini soldurmalarina izin verme sakin. Degmez cunku, bir avuc hadsiz icin hic degmez. Hic kafa yorma bunlara. Bak ne guzel arkana mis gibi denizi almissin, oh keyfini cikar, bosver! Biz burada bekliyor olacagiz, keyfin ne zaman isterse o zaman yazarsin. Bal'i da seni de sevgiyle kucakliyorum :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evren'cim,
      YavruSU'mun anneciği :)
      Maalesef oluyor ve ben kendimi paraladığımla kalıyorum.
      İnsanların yüzsüzlüğünün sınırı yok.
      Biliyor musun? Dün gece okudum, bir blog yüzsüzü, Japonya'dan blog yazan bir kızcağızın yüz kadar yazısını ve fotoğraflarını çalıp, ailesini, eşini, kedisini benimseyerek resmen blog yazmaya kalkmış.
      Buralara dek gelmiş adı 'insan' olanların ama insanlıktan nasip alamayanların terbiyesizliği :(
      Hele ben bir dinleneyim, bir çıkar yol düşüneyim, sonra bakarsın yazarım.
      Bal itina ile miyavlarmış sizin için ^^
      YavruSU'nun ipek saçlarını koklayarak, kokusunu içine çekerek bir kez öp benim için, olur mu? :)
      Sevgilerimle.

      Sil
  18. kuzum bu ne simdi?
    basligi gorunce saka zannettim hatta konusuyorduk ya fake basliklar ilgi cekiyor diye oyle zannettim bu yazinin basligini :(
    bu kadar duygusal olmayacaksin bu dunyada, onun bunun dediklerine bakarak mi yasayacagiz yahu hayati, burasi kendi oyun alanimiz istedigimizi burada da yazamayacaksak ne yapalim artik!
    hem sallama kim ne derse desin seni bilen ve bilmesi gerekenler (yani biz) zaten biliyor, gerisini de salla gitsin yalan arkadaslara ne gerek var...
    yine de senin kararin sonucta ama bence cok dayanamazsin bizden ayri kalmaya :))
    mail yaz bari habersiz birakma ozlerim ben cok ;)

    YanıtlaSil
  19. o kadar yazdim yazdim yorumum gitmedi sanirim :((
    neyse bir daha onca seyi yazamayacagim buraya tum enerjimi maile saklayayim :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kuzum, gitmiş yorumun gitmiş, üzülme :)
      İlk anda kararım ''buraya kadarmış, siliyorum blogu'' idi... sonra dedim bunca yılın hatrına bari açık kalsın ama yeni gönderi yapmayayım...
      Sonra olay ''ben hele uzuuuunca bir süre dinleneyim'' e döndü :)
      Dur bakalım.
      Gerçekten bıkmış-usanmış durumdayım.
      Biraz kafamı dinleyeyim.
      Ben de seni özlerim 'elekçi'' :)
      Yazışırız, haberleşiriz.
      Kocaman öpüyorum, H'ye selamlar.

      Hanimiş: kedi al, kedi!
      Kedisizlikten öleceksin! Yeni eve geçince al şu minnağı artık! :)

      Sil
  20. Yaa olamazz:( Daha çok yeni keşfetmiştim seni,ilk keşfettiğim tüm akşamı bloğunu geriden okuyarak geçirmiştim...Olamaz,daha çok erken:(((

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Olabüle Hayal, olabüle :)
      Hiç bile erken değil, 5 yıldır blog tutuyorum.
      Buraya taşımadığım, eski adresimde olan 100'den fazla gönderimi -iyi ki- paylaşmamıştım :)
      Sen azıcık geç kalmıştın :)
      Asma suratını öyle, üzülme... buna ''geçici ayrılık'' olarak bakalım, böylesi daha kolay.
      Sevgilerimle.

      Sil
  21. Şok Şok Şok!
    noluyur burda sittirelya bacım:( daha yeni bulduyduk muhabbetimizi ya:(
    şurdan şuraya bırakmam ayol!

    yazıyla birlikte yorumları da okuyunca anlıyorumkine, hem çok incesin hem birileri seni üzmüş... Ama burası senin alanın istediğin gibi at koşturursun! Ne derlerse desinler, yakın tanıdıklarınsa belki dikkate alınabilir-bazen onlarınki de alınmaz- tanımıyorsan üzerinde durmaya bile değmez bence..

    sonra şeyi de anlıyorum; başkalarının acıları, yaşamında zorlukları varken tutupta buraya nası güldürüklü, sevindirikli lay lay lom yazayım.. evet, insan bi yutkunuyor, bi duraklıyor, çok üzülüyor.. ama elinden gelen, gücü yeten ne varsa yaptıktan sonra bi yandan da hayat devam ediyor.. üzülmek, hissetmek ne kadar insani ise diğeri de o kadar insani.. dediğin gibi nasıl afrika da açlıktan ölmeye devam edenler varken biz de burda yaşamaya devam ediyorsak bu demek değil ki üzülmüyoruz, demek değil ki arka planda onlara fayda sağlayacak şeyler yapmıyoruz.. yine aynı teori; yakın kişiler seni anlayacaktır, uzak kişilerde uzak olmaya devam edebilirler:)

    ya şurda tarzını, yazısını sevdiğimiz bi arkadaşımız var, portakal reçeli tadında da bi gelinimiz:P aa bırakmıyoruz hiç bireyere daha karpuz keseceydik, az soluklan, sonra o yayınlamadığın gezi postlarının hepsini yayınla, umuma hizmet niteliğinde postlar olur polonya'dan kareler göreriz, tanıtım-kültür.. walla:)?

    ya tamam hadi gönderiyorum bi kutu lokum, ya tamam 2 kutu :)
    anlaştık mı:P çoook öpüyorum, sevgiler şelale

    /bu arada blog listesine yazarak bana kıymet vermen beni çok sevindirdi, çok teşekkür ederim../

    YanıtlaSil
  22. bi dakka bi dakka
    bir yorumun açıklamasını şimdi farkettim
    reklam mı yapıyormuşsun Gamze Anne üzerinden!
    ayıp ya.. gerçekten ayıp..
    insanın bundan ne gibi bir kazancı veya çıkarı olabilir ki:S
    yoksa birilerinin daha aklına düşürüp 1 tüp kan verdirmek gibi çıkarların mı var O.o

    böyle şeyler ve böyle şeylerin birikmesi yüzünden bloğuna, emeklerine haksızlık etme.. insanlara kazandıran şey niyetleridir. sen bi kişi daha görsün de kan versin diye niyet edersin, bir başka kişi de başka bir niyetle yayınlamaz.. ama insanlar niye bunları tartışmak isterler anlamam.. kimseye bişey kazandırmaz ki.. burası senin blogun, senin alanın, senin duruşun.. bitti o kadar.. başkasının ne gördüğü onun sorunu..

    çook öperim, önceki sevincekli yazımı dikkate al ki negatif elantirik gelmesin bu yazıdan mütevellit :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bırak beni, gidiiiiim! :)
      Vampirim ya anasını satem, milleti ayartıp, tüp tüp kan içiyorum burada.
      Te allam yareppim! :)
      Böyle de bir çıkarım var, itiraf ediyorum :P
      Öyle iki kutu lokumlan kandıramazsın beni güzelim :)
      Portakallı reçel yeme de yanında yat kıvamında :)
      Shiro'ya pati pati yapıyormuş ^^
      Canım, bir yere gittiğim yok, altı-üstü blog tutmayacağım-update etmeyeceğim.
      Ölüm yok ya ucunda? :)
      Yine meyilleşiriz, telıfınlaşırız :)
      Bilirsin benim gevezeliklerimi :P
      Ama bu canına yandığımın insan kılıklı yaratıklarından uzak durmak istiyorum.
      Saygılarımlan arzederim.
      Öperim.

      Sil
  23. Ne yazik ki su ana kadar hic bir yazina yorum yazmasamda zevkle okudugum bloglardan biriydin..Insallah tekrardan yazmaya baslarsin. Ben de bunu anlamiyorum, eger sevmiyorsan sana hitap etmiyorsa okumazsin olur biter ama ne yazik ki oyle insanlar var ki sadece acik arayip hemen laf sokmak icin ugrasir olmuslar. Bosver oyle bos insanlar icin kendini uzmeye bile degmez!!!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba lily of the valley,
      Ben zaten bugüne dek sürekli sayfamı ziyaret edip tek bir yorum bile yazmayan izleyicilerime çok kırgınım :/ alacağınız olsun hepinizin :)

      Öyleler... bak, ben bile soktum lafımı :P
      Hehe.
      Bir kaç gündür blogları okumuyorum, yazmıyorum.
      Buraya bırakılan yorumlar dışında da bir şeye bakmıyorum.
      İnan kendimi çok rahat hissediyorum.
      Bir süre böyle, hatta ve hatta, izlediğim bloglar listesinden bir sürü blog sileceğim.
      Artık böyle, ben de canım.
      Dilerim bir gün tekrar yazarım da, sen de o güzel yorumlarını esirgemezsin :)
      Sevgilerimle lily.

      Sil
  24. Zaten herkes uzun uzun herşeyi yazmış, bana sadece çok ama çok üzüldüm demek düşmüş :((( ben bu ayrılığın kısa süreli olacağına inanmak istiyorum..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Dido'm,
      üzülme n'olur ya :/
      Ya, şimdide her şeyi bıraktım, sizi teselli etmeye çalşlışıyorum.
      Yine ben teselli etmek durumunda kalıyorum.
      Bilmiyordum bu kadar sevildiğimi, ne yalan söyleyeyim :/
      İnsanların benim blog tutmayı bırakıp bırakmamamı pek de önemseyeceklerini sanmıyordum, o sebeple basitçe bir 'hoşçakal' dedim ama son geldiğimiz şu duruma bak :)
      Şimdi ben teselli etmeye çalışıyorum :D
      Ne dertli kaderim varmış yareppim! :)
      İnşallah kısa olur diyeyim de acızık rahatla, oldu mu gönlün? :)
      Öperim.

      Hanimiş: O pencerenin manzarasının tadını çıkar benim için, n'olur! :)

      Sil
  25. İnsanlara ne kadar aralık bırakırsan kapıları o kadar içerilere girebiliyorlar ve girdilermi acıtmadan kanatmadan bırakmıyorlar
    belki samimiyetten uzak oluyor ama bencede kapıları herkeze aralamamak daha sağlıklı hem ruh hemde beden sağlığı için

    yazmasanda çizmesende o sit bizim sitimizdir diycem hep bekliycem selam olsun

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Herhangi biri, 'kötü' olduğunu bana gösterinceye/ispatlayıncaya dek ben o kişinin 'iyi' olduğuna inanmayı tercih ediyorum.
      Oysa, dediğin gibi, başta 'kötü' olduğunu varsayıp, 'iyi' olduğunu anladıktan sonra kendimi açsam daha akıllıca olur, farkındayım.
      Ama, bende bu sıcakkanlılık, insanlarda bu acımasızlık olduktan sonra; daha çok canımı acıtırlar benim.
      Can çıkar-huy çıkmazmış :/
      Sanırım ben hiç akıllanmayacağım :/
      N'apayım, soğuk nevale olamıyorum... keşke göründüğüm kadar ukala ve soğuk olsam...
      Özleyeceğim seni Ters Pabuçlar.

      Sil
  26. Ben dün protestolara gittim sen yoktun ! Bu gün kurabiye yaptım çaya gelmedin ! Haydi şimdi beni okuma da göreyim seni . Gel Ella'm ya boşver sen milleti!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ablacım okumamak ne demek?
      Töbe estapititi... çarpılırım vallahi :)
      Okurum elbette :)))
      Bir gün, gerçekten çayını içmeye geleceğim ama... yaz kenara :)
      Protestoları okudum, diyecek bi'şi bulamadım, ne yalan söyleyeyim.
      Çocuğuna hayvan sevgisi aşılamak için sokaktaki hayvanları iki parça ekmek, bir kap suyla beslemeyi öğretemeyen zihniyet alır sirke götürür tabi.
      Ben daha çok şey derdimde... neyse :/

      Sil
  27. Sittirellaaaaaaa,
    Kabul etmiyorummmmm.
    Seni blgouna yazmamaktan men ederim.
    Kararın kabul edilmemiştir, haberin olaaa.
    ya, ama ben seni okumaktan çok zevk alıyorum, çok komiksin, çok tatlısın, ve çok sevimli bir üslubun var,
    hatat ben gidip de tee oraları Polonyaları göremeyeceğim içn senin dilindne Polonyayı okumayı da çok seviyorum.
    Ayrıca gezdiğin yerleri de çatır çatır anlt, resimleri de yayınla da biz de görmüş kadar olalım, kıskananlar da çatlasın, kim en derse de desin yaa...
    Kararından der acele vazgeç bence...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hiiii!
      benim karar yüksek merciilere sevk edilmiş meğersem.
      Meğersem Ceylin'in anneciği de kabul etmezmişmiş :)))
      Yargısız infaz ama bu! :)
      Ben sana özel bildiri yaparım, maille... yeter ki sen iste :)
      Öp o miniciği benim için, e mi? :)

      Sil
  28. Bak simdi kafama koca bir tas dustu :)) Sen geri don de ben sana hep yorum yaparim :) Bence de en iyisi gereksiz kisileri once listenden sonra da hayatindan cikarmak. Ara sira bu temizligi ben de facebook listemde yapiyorum. Kendine iyi bak, iyi dinlen ve cabuk geri gel ;)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben kıytırık facebook hesabımı kapatıyorum.
      sonra milletin bilgisini Mossad'a mı satıyorlar, CIA'e mi? nereye isterse satsın pezemenk ''zükenberg'' :)
      Bak ağzım bozuldu iyice, bizim tüm hesap bilgilerimiz büyük şirketlerin, devletlerin, gizli kuruluşların ellerinde.
      Yok, kapıyorum.
      Bu arada, gün gelir-devran döner, ben bu ikinci cümleni sana hatırlatmaz mıyım? :))))

      Sil
  29. Yok canım o kadar da değil, kar yağışı seni-beni dinlemez sevinme yeter:))
    Çoğu söylediklerinle haklısın bazen yazarken aynı hisleri bende duyarım. "Acım kimseyi ilgilendirmez duygu sömürüsü bu" yada "ayıptır sahip olduğum mutluluk mutlu olmayanlara alay gibi gelir" derim demesine de hiçbirimiz yaşadıklarımızdan dolayı sorumlu değiliz ki, yaşamamız ne varsa onu yaşıyoruz üzerine elimizde olmayanları koyamıyoruz. Ne yaşıyorsan onu satırlara yansıtıyoruz o kadar. Onun için sittirella sen en iyisi yazmana devam et, isteyen okur isteyen yorum yapar isteyen okumaz. Ben bazı bloglara girdiğimde sadece insanları aşalayıcı konularsa satır yapanları rahatsız edici buluyor ve bir dahada girmiyorum.
    Şimdi bu samimiyet nereden çıktı ne zaman senli benli olduk dersen bu güveni senden çok büyük olmamdan aldım:)
    En iyisi ara ara yazmana devam et bende ara ara girip okuyayım.
    Sevgiler...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. 'Siz'li -'Biz'li konuşmaları sevmediğim, kibar olmayı bir türlü beceremediğim çok belli değil mi? :)
      Kimsenin, kimseyi aşağılamaya hakkı yok, üst tarafta bir çarpı var, çıkıp gider insan bir şeyler rahatsız ettiyse...
      Ama, bu insanlar oturup bana destan gibi mail yazıyorlar sevgili Yaşamın kıyısında, içlerindeki nefreti, kötü duyguları, resmen kusuyorlar ve bunu yorum yoluyla değil mail aracılığıyla yapıyorlar.
      Hani derler ya; sinek küçük ama mide bulandırır.
      Benim çorbama çok sinek düştü :( artık çorba göresim kalmadı.
      Yine gelin, çok mutlu oluyorum benden yaşça büyük izleyicilerim olduğunu ve onlar tarafından yazdıklarımın okunduğunu öğrendiğimde :)
      Ben biraz nefes alayım-dinleneyim, sonra -kısmetse- yazarım yine.
      Yorum için çok teşekkür ederim.
      Sevgilerimle.

      Sil
  30. Ben inanmıyorum ki yazmayı bıraktığını falan. Dayanamazsın ki sen :) "Şimdilik" aldığın bu karar cümle alemin kimdir bu Sittirella reyiz kaşı gözü neye benzer merakını dindirmeye vesile olmuş diye düşünüyorum :) :) :) İYi de olmuş alem güzel endamlı egeli hatun görmüş :D Hadi diyelim bu blogda bıraktın yazma olayını bir başkasını açarsın onu takip ederimm ordan okurum seni. Buraların en VİP blog insanı benim kimse bilmez ise ben bilirimm :D VİP yazdım İKEA yazılışından esinlendim buradan sevgili "feza katı" Dorellasına selam ederim hmkgjhxgfhşgkfdlşgk :D

    Seviyorum seni.
    Sen böyle olsun dediysen vardır bi bildiğin.
    O osuruktan nem kapan her yazılanı küçük dağları ben yarattım tavrıyla bıdı bıdı eden bilgisayar başında oturmaktan götü büyümüş bay-bayan aşmışların da allah belasını verecek diyorum. Başka da bişi demiyorum. Kurduğum cümlenin uzunluğu sebebiyle de bir aferin beklemiyorum değil :P:P

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İKEA :))))
      Durup dururken güldürdün yine beni kuzum.
      Bir de ''İKEYA'' okunurmuş, unutmamak lazım :P
      Dur ya, ben ne diyorum...
      Sen cezalısın!
      Ciddi diyorum: ce-za-lı-sın!
      Biliyorsun suçunu, bu sefer hiç bir mazeret kurtaramaz seni!
      Hatta, seni çok seviyor olmam(ız) bile kurtaramaz!
      Tü-kaka kız!

      O osuruktan nem kapan, bilgisayar başında oturmaktan totosu kocaman olmuş, sırf boğaza çalışan, yerleri gökleri yaratmış/vadileri-ovaları da araya atmış, izleyicisi 100+ olduğu gün dünyanın hakimi olmuş gerizekalılara diyecek çok sözüm var da...
      ''Ne kadar bilirsen bil ve ne kadar anlatırsan anlat; senin bildiğin karşındakinin anladığı kadardır'' lafına sığınıp susuyorum.
      Bi' de 'aferin' :)

      Sil
  31. Siktirella; (bilerek böyle yazdım çok zevkli)

    Ülkenden uzun süre uzak kalmak sana bizim bir takım şeylerimizi unutturmuş. Öncelikle bu ülkenin insanı başarılı insan sevmez, bu ülkenin insanı içten insan sevmez ve bu ülkenin insanı kendi komplekslerinin acısını başkasından çıkartmayı gelenek olarak sürdürür. Cahil cesaretli insan herkese kulağını tıkar ve "ben en doğruyu bilirim" der. Sen seni önemseyen insanlara kulağını tıkama ama yazında örneklediklerine de bu kadar takılma be yavrum. Yani sonuç olarak okumak istemeyenin de okumama lüksü var değil mi? Bak ben seni okumuyorum mesela. Ben kimseyi okumuyorum bu ara ayrı ama sen kendini özel hisset diye dedim. Cümlemi bir daha okudum da neresinden özel hissedeceksin lan bu cümlenin. Hıyar ben!! Velhasıl yaz,yazma benim için farketmez. Ben seni blogun olduğu için sevmiyorum. Bak bu sene doğumgünümü kutlamadım. Buna rağmen o kadar arkadaşım var en dibimdekiler hariç birinin aklına gelmedim oysa sen taa oralardan aradın ve kutladın.Bunlar güzel şeyler.Her insanı ve söylediklerini hayatına sokmak yerine seçici olursan bu bahsettiğin sinir anlarını da yaşamazsın. Fotoğrafından gördüğüm kadarı ile zaten yaşlısın kalp malp vardır aman diyim. Son olarak canımsın.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Korhan eniştem :)
      Keşke insanlar yukarıdaki çarpıya basıp geçseler.
      Oturup hakaret dolu mailler yazmak için fazla mesai harcamasalar.
      Neyse... demek ki ben unutmuşum 'insan'ımızın huyunu-suyunu.
      Her şeyin en iyisini bilen neslin bizden çıktığını ve ülkemizde en fazla satılan aksesuarın, nazar boncuklu at gözlüğü olduğunu...
      Kendimi çok özel hissettirdin, teşekkür ederim :D
      Yaşlıyım-yaşlandım be eniştem, kalp-şeker-tansiyon-kolesterol... hepsi mevcut artık :)
      Dayanamıyor bu bünye sinirlenmeye :/
      İlk başta blogu silmeyi düşünmüştüm.
      Sonra ''bunca yıl yazdım, bari gelen giden olursa okusun'' dedim.
      Sonra gelen yorumları gördüm, ''n'apıyorum nan ben?'' demeye başladım.
      Bakalım bir sonraki aşama ne olacak?
      Sımsıkı sarılırım, öperim.. nasıl olsa kıskanmaz küflükuzum benim ;)
      Seviyorum sizi.
      (kalp kalp kalp :P)
      Hanimiş: daha çok doğum günleri kutlayacağız, hatta birinde de gidip fasıl-masıl dağıtacağız, du' bakalım :)

      Sil
  32. uzuldum gercekten.umarım bırgun yıne yazmaya devam edersin.sevgıyle kal

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Umarım...
      Sen de sevgiyle kal miusette.

      Sil
  33. Yine ben :) Blog troll deniyormus bu insanlara, simdi ogrendim. Urban dictionary'de soyle tanimliyor biri:
    "A depraved individual who sits in front of a computer all day and posts flames of an idiotic or pseudo-intellectual nature on public forums and private websites. Many of these people actually become emotional about what is said on the afore-said mediums and feel it is their duty to punish those who disagree with them. They too may pursue this object in an obsessive-compulsive manner."

    Bu troll'ere karsi ne yapmak gerektigine dair bir suru yazi var internette. Ben bir tanesini okudum, o da daha once dedigimi demis ama daha ayrintili demis: http://warriorwriters.wordpress.com/2012/01/11/here-there-be-blog-trolls-how-to-spot-them-what-to-do/

    Keyifler yerindedir umarim... Sevgiler :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ne güzel, yine sen! :)
      Okudum, şaşırdım... ve çok güldüm Evren :)
      Sözlükte artık selamımız haline gelen ''Don't feed the troll'' sözünün bloglar için de uygulanabilir olabileceği açıkçası hiç aklıma gelmemişti.
      Ben kendimi arıza bilirdim bi'de :)
      Benden bile arızaları, hatta üj-bej level atlayıp trolleşenleri de varmış, sayende öğrenmiş oldun :)
      Çok ama gerçekten çok teşekkür ederim :)

      Keyifler yerinde :)
      Bizim turuncu düdük dile geldiği için, gülmekten ağzımdan-burnumdan su-kahve vs. gelmediği gün geçmiyor.
      Bissürü öpücük cadı T.SU'ya :)
      Denk getirdiğin her yerine kondur işte birrüsü bissürü :)
      Dilerim sizde de keyifler yerindedir.
      Sevgilerimle.

      Sil
  34. belki bir gün yine aramıza dönersin sevgiler...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Belki... :) belli mi olur :)
      Benden de sevgiler :)

      Sil
  35. Sittirella, yazacak çok şey var ama kafanı şişirmek istemem, en iyisini sen bilirsin, söylediklerinde haklısın.

    Sevgilerimle, kendine ve kedişine iyi bak:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aşkolsun... ne demek kafa şişirmek? :)
      Keşke her zaman her şeyin en iyisini bilseydim FADİŞ :)
      Böylece, bu sinirimi alt üst eden yaşam formlarına da ömürleri boyunca içlerine oturacak şeyler söylemeyi de bilirdim :/
      Benden de sana sevgiler, kendine çok iyi bak.

      Sil
  36. Şuan nasıl üzüldüm nasıl yıkıldım anlatamam.. Sık sık olmasa da ara ara girip keyifle okuduğum yazılarından mahrum olmama sebep olanları Allah'a havale ediyorum.. Ama keşke bunlar seni yıldırmasaydı da yine keyifle yazılarını yazmaya devam etseydin.. Ben blogger ım diye dolanan yazdığı ne anlama geliyor belli olmayan bir dolu insan varken senin temiz düzgün eğleneli sıcak samimi yazılarını yazdığın bu güzel oyun alanını öksüz çocuk gibi bırakman olmadı Ellam :'( Bazen bazı şeylere ve kimselere inat yaşamalı hayatı ve olayı.. Ben buna inanıyorum.. Misal ben tarif verdiğimde teyze biz öğrenci adamız nerde bu mazlemeler bizde ditenler olmuyor değil.. Üzülmüyor muyum çok vaktinde öğrenci de oldum bilirim sıkıntısını ama onlar için d basit partik tarifler yazdım.. Kimisi o öyle olmaz böyle olur dedi.. Dedikleri gibi yaptım benim kitabıma uymadı bildiğimi okudum.. Bırak diyen desin be kuzum.. Sen yine yaz.. sen yine bizim ellamız olarak geri dön.. Ben kısa bir tatil verdiğini düşünüyorum canım.. İnşallah bu tatil uzun sürmez ;) türkiye den kucak kucak sıcak sıcak sevgiler ve öpücükler tatlım.. sevgilerimle... Muccckks :)) MUTFAKTEYZE

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Canım ''mutfak teyze''m :)
      Yazmıyor olmam, senin mutteşem tariflerini okumadığım anlamına gelmiyor :)
      Üzülünecek bir şey yok be kuzum, bıraktım sadece yazmayı, bunu fırsat kollayanlar kına yaksın diye :)
      İlk güne göre pek çok şey değişti kafamda.
      Bakalım ilerleyen günler ne getirecek...
      Kendine çok iyi bak canım benim, sımsıcak sevgiler yolluyorum sana :)

      Sil
  37. Selam Sittirella..
    Babaannemin bir lafı vardır pek sık kullandığı: Sona kalan dona kalır..
    Sonuna denk gelmiş olsam da buranın sonuçta geldim. Azıcıkda didikledim. Ve harika şeyler okudum.. Tebrik ve teşekkür ederim.. Umarım tekrar yazarsın, bu vesileyle okurum, babaannemi de anarım "karavanaaa" diye.. Bırak seni izlemeye almayı "yer imleri"ne bile ekledim. Zira olurda yazarsın kaçırmiyiim diye.. Bende bu yazıya bir çok cevap yazan muhterem kişiler gibi "belki yazarsın, dönersin" diyerek sana sevgiler gönderiyorum..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bir kere, o laf benim rahmetli babaannemin lafı idi :) hehe :)
      'Sona kalan dona kalır...'
      Hiç bir şey için geç değil, ilk gün sırf izleyen arkadaşlarımın hatrına silmedim blogun içeriğini ama sonra sonra kafamdakiler değişmeye başladı.
      Özellikle Evren'in gönderdiği linkten 'Troll' hikayesini okuyunca, daha bir düşünür oldum bu yazmayı bırakma kararımı.
      Bakalım, zaman ne gösterecek.
      Bu arada,ne güzel bir minnakın var senin öyle : ADA! :)
      Umarım hayatı da ismi kadar güzel olur :)
      Görüşmek üzere-hoşgeldin.

      Sil
  38. Her gelişme beraberinde yeni sıkıntılarıda getiriyor.Ama bu durumada ayak uydurmayı öğreniyor insanoğlu.Yapılan işlere burun kıvırmak,Laf sokuşturmak,aşağılamak ,klavyenin başına geçince insanların kolay yoldan stres atmak için bulduğu çözümler.Onlarda bir süre sonra sıkılıyorlar.Devam ettirmiyorlar bu davranışlarına.Bazı şeyleri görmezden ve duymazdan gelmek hayatı bir adım daha kolaylaştırıyor.Herkesi ciddiye almaya gerek yok.Blog tutmak eğlenceli ama bir o kadar devam ettirilmesi zor bir durum.Yinede bırakmayın arada yazılarınızı fotolarınızı gönderin derim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Başkalarına laf sokuşturmak, aşağılamak ve hatta hakaret etmek ne zamandan beri kabul edilir bir 'stres atma' yöntemi oldu bilemiyorum ama stres topu olmadığımın farkına vardığım için blog tutmaya devam etmek istemiyorum :)
      Görmemezlikten, duymamazlıktan gele gele hayatımızı başkalarının mahvetmesine izin verdiğimizi düşünüyorum.
      Şu anda iyiyim.
      Kendime daha fazla zaman ayırıyorum.
      Gün gelir, burayı güncellerim, paylaşıma devam ederim.
      Dilerim o gün çabuk gelir :)
      Teşekkürler yorumuna.

      Sil
  39. bir blogta yorumunuzu görüp kim bu capcanlı kız diye ilk defa bloğunuza girdim ve elvadanızla karşılaştım,
    siz elveda ederseniz o insanlar yerli yerinde kalacak ama siz anılarınızı biriktiremeyecekseniz,bu insanlar her yerde var hatta bazen en yakının bile bu kadar acımasız olabiliyor etrafı geçin,
    güzel insanlarda yokmu burda kalmanız anılarınızı biriktirmeniz için tek neden kötü insanların yorumlarımıydı?çok fazla iyi insan var 76 kişi üzülmüş yorum yapmış gidişinize hem neden derler allah güzel insanlarla karşılaştırsın işte bu yüzden,
    arkadaşınız hastayken yazdıklarınız için vicdan yapıyorsunuz,oysa ölümü sadece insanlara vermemişlermi en çok onlar dayanmış diye,nefsimiz bu şekilde yaradılışımız böyle hayat devam ediyor,
    kendimden bir örnek vermek isterim,eniştem kanser hastasıydı vefatıyla bütün aile derbeder olduk ama öyle böyle değil,uyumuşum pek uykuda değildi ya eniştemin bana telefon açıp meltem ağlama abim,inan çok yoruldum orda, çok mutluyum siz ağladıkça ben huzursuzum nolur ağlamayın demesine uyandım,allah tarafından içime su serpildi gibi rahatladım bu olayla anladım ki şu an yaşadığımız yer yer değil,esas yerimiz değil geçiciyiz,hepimiz öleceğiz birgün..
    naçizane fikrim bu fani,sorunlu,oksijen tüketmekten başka bir işe yaramayan insanları kaile almaman
    ilk defa girdiğim bir bloga,son defa yorum bırakmak istemiyorum
    sevgiler,

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sevgili Meltem,
      şansıma bak, bugün çalışmıyorum, evde izlediğim blogları okuyorum.
      Mesaj bıraktığını gördüm, hemen yayımladım :)
      Haklısın, çok ama çok haklısın.
      Ben anılarımı biriktirmeye devam ediyorum, sadece kimseyle paylaşmıyordum artık.
      İlk Nihan'cığımın mesajı oturdu içime... sonra devamı geldi.
      Sonra Evren bana 'blog trolleri' ile ilgili linki yolladı.
      Açıkçası, bu kadar izleyicimin içinden oturup kırk tanesinin ''bırakma'' demesini bile beklemiyordum... ne çok seviliyormuşum meğer :(
      Bu sefer de bu yorumları yazan arkadaşlarıma haksızlık ettiğimi düşünmeye başladım :/

      Kaybınıza üzüldüm, nur içinde yatsın.
      Her şeye rağmen hayat devam ediyor işte.
      Zaman ayırıp yorum yaptığın için çok teşekkür ederim.
      Son yorumun olmaz umarım :)
      Sevgilerimle.
      S.Ella

      Sil
    2. sevgili sittirella bu sana bağlı...

      Sil
    3. Hazır bahar gelmiş, güneş ışıl ışıl, içim kıpır kıpır, kanmaya hazırım :)
      Kandırın beni! :)))

      En güzelinden, en güneşlisinden bir hafta sonu dilerim :)

      Sil
  40. anaaamm ben bloglara girmeye girmeye neler olmuşş!! kız terk etmişin buraları da haberim bile olmamış yaa!!!
    benim de yazma isteğim gittiği için sana pek bir gaz veremiciim cicim ama belki ara-sıra bi ses verirsin, olmadı twitter abiden duyarız sesini zaman zaman :)
    öperim pek bi kocamanındannn
    tamamen de kaybolma ortadan daha bebe büyüticiiikk !!!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Büyütüciiiz o cüceyi :)
      Blogsuz da büyütürüz Nazancım, dert ettiğin şeye bak:)
      Öperim o gebeşi/göbüşü :)

      Sil
  41. Sana mailden de yazdım gitme kuzum geri gel .( Güneş geldi hem bak canın isteyince yaz ama tamamen gitme .(

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben de sana mail yazdım Edim :)
      Güneş geldi ama iki gün sonra kar geliyor, n'aber? :/
      Bakalım güzelim, kısfmet diyorum sadece... dinleniyorum şimdilik doyasıya :)
      Öperim-kucaklarım tüy siklet taş bebeğimi :)

      Sil
  42. Yanıtlar
    1. Çok anlamlı olmuş, gözlerim doldu.

      Sil
  43. Tam da veda ederken keşfettim seni, nasıl bir iş bu şimdi :(

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bakalım,kısfmet! diyorum Buğday Tanesi :)
      Gün gelir, yazarım belki.
      Belli mi olur?
      Sevgilerimle :)

      Sil
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

...yavrum seni layk ettim...