Kara Kule Serisi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kara Kule Serisi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Kara Kule: Silahşor / The Dark Tower: The Gunslinger


Yazar: Stephen King
Çeviri: Gönül Suveren | Oya Alpar
Orijinal Dili: İngilizce
Basım Yılı: 1982
Yayınevi: Altın Kitaplar Yayınevi (Birinci Baskı 1999)

Arka Kapak Yazısı:
''Siyahlı adam tehlikeli büyülerle dolu ölüm yolunda kaçıyor, katil kovalıyordu. Bu kovalamaca yolun sonundaki KARA KULE'de sona erecek miydi?Çılgın bir kâhin, konuşan iblisler, ölmemiş bir çocuğun ruhu KARA KULE'de kimleri bekliyordu?...''

Altını Çizdiğim Cümleler:
''O yüzden, 'Sakin süre ne kadar uzarsa fırtına da başladığı zaman o kadar şiddetli olur,' gerçeğini öğrenmişti.''

''Silahşorun kulağına rüzgar çanlarının sesleri gelir gibi oldu. Ruh hastalığının kurşuna benzeyen o tadını duydu. İlk kez olmuyordu bu. Parmaklarının arasında farkına varmadan zarif hareketlerle çevirdiği kurşun birdenbire ona korkunç bir şeymiş gibi geldi. Canlıydı o. Bir canavarın izlerini taşıyordu. Kurşunu avucuna alarak, parmaklarını canı yanıncaya dek sıktı. Bu dünyada ırza geçmek diye tanımlanacak bir şey vardı. Irza geçmek, cinayet, ağza alınmayacak çirkin davranışlar ve bütün bunlar iyilik etmek için yapılıyordu. Kahrolasıca iyilik.''

''Hava harika ve serindi. Silahşor arkasını ateşe dönerek yattı. Uzaklarda, dağlara giden geçidin gerisinde sürekli gök gürlüyordu.''

''Kafası acayip düşünce bitkileriyle dolu vahşi bir ormana dönüşüyordu. O zamana kadar ne böyle bir orman görmüş, ne de varlığından şüphelenmişti. Bu, meskalin kaynağının etrafında oluşan bir söğüt korusu gibiydi. Gökyüzü sudan oluşmuştu. Ve silahşoru bunun üzerine asmışlardı.''

''İnsanların erişebilecekleri yerin ötesinde Cehennemden bir damla, acayip bir şey..''

''Silahşor, insancıklar, diye düşündü. Bir zamanlar denizken çöle dönüşen düzlüklerde görülen, önemsiz böcekler.''

''Yaz mevsimindeydiler. Hava çok sıcaktı.
Ağustos ülkeye vampir bir aşık gibi gelmişti. Toprakları, kiracı çiftçilerin ekinlerini öldürmüştü. Tarlaları ve şato-kenti beyaza boyamış ve çoraklaştırmıştı.''

''Sadece düşmanlar gerçeği söylerler. Arkadaşlar ve sevgililer zorunluluk ağına düştükleri için sonsuza kadar yalan uydururlar.''

Keyifli okumalar :)

Sonbahar sona ererken...


* Sonbahar, sabahları böyle 'Günaydın' diyor bana...
Yemezler! Görünüşünle kandıramazsın beni sonbahar, gerçek yüzünü öğrendim :)

* Kış gelecekse gelsin artık! En azından tutarlı bi' mevsim kış. Soğuk-daha soğuk-çok soğuk... sürpriz yok :)
Sonbahar çok garip burada... bi' rüzgar-bi soğuk-bi' güneş-bi' yağmur-arada kar derken resmen metabolizmam takla attı, sinüzitim azdı, baş ağrısı bıçak gibi... ''sabah uyanmak ölüm'' halleri...
Mevsim mevsimliğini bilsin! Sonbahar gitsin, kış gelsin! :)

* İki tane kışlık- Norveç tipi tayt/pantolon aldım; iri yılan deseni, diğeri zebra... 'ruhum vahşi' diyorum, 'vahşi cazibe' diyorum inanmıyorlar bi' de bana :)))

* Ojelerim tuvaletin tam karşısındaki rafta sıra sıra... ne zaman tuvalete girsem -millet fayans sayar-  ojelerimi sayıyorum. En son dün gece aldığım 'bu ojeler bana üç-beş yıl yeter, bitirmeden almayayım' kararım, yakın bi' kız arkadaşımın ''Avon'un 'Black as night' mat ojesi 6.99! sana da sipariş vereyim mi?'' demesi üzerine çöpe gitti... hadi bakalım, az da gotik takılayım :)))

* Benim turuncu düdük resmen konuşuyor, valla da-billa da konuşuyor :)))
Soru soruyorsun cevap veriyor, 'Miyavdın!' diyor, 'Gel' diyor, 'Geç kaldın' diye kızıyor, 'Az yer aç, ben yanında uyuyacam' diyor, 'Açım, aç!' diyor, 'Oynayalım mı?' diyor, 'Çok mutluyum nan!' diyor :))) ve ben bunların hepsini gayet güzel anlıyorum.
Bi' kedinin miyavlaması azıcık mı değişmez arkadaş? öyle bi' oturttu ki 'miv'leme düzenini, derdini basbayağı anlatıyor :)

* Harala-gürele çalışmakla geçen üç yoğun ay sonrası birden normal çalışma düzenine dönmek insanın şaftını kaydırıyormuş, öğrendim :)
Aslında sevinmem gerekirken  kocaman bi' boşluk hissi var içimde... insan her şeye alışıp-arar hale geliyormuş meğerse...
Yok arkadaş, bana huzur batıyor, biri bana iki tokat çaksın, aklımı başıma devşirsin... yorgunluktan geberdiğim günler geri gelmesin n'olur... :)))
Kötü iş, tü-kaka iş...

* Bu gece loto çekilecek, büyük ikramiye defalardır devrediyor. Tutar öyle büyüdü ki, tutarla birlikte hayallerim de büyüdü :)
Kafamda istifayı bastım, dünyanın dört köşesine yapacağım gezi planlarını hazırladım, şehrin en şahane manzarasına sahip binasından yer alıp, 'Kitap Kafe/Kırtasiye' işini kurdum, işin başında duracak insanları seçtim... rafların düzenini, günlük alınacak gazetelerden menüye dek her şeyi belirledim.
Dekor-mekor hazır, tek eksik para işte... o da kısmetse bu gece benimdir :)))
Multi milloner arkadaşınız olayooo... sevinin nan! :)

* Lotoyu tutturunca, sırf sevdiği müzik grupları ve şarkıcılara konser verdirtmek için bu işe soyunmayı düşünen + şehrin en büyük klübüyle anlaşıp ayda bi' parti vermenin ciddi ciddi hayalini kuran sevgilimi boşama planlarına başladım... haketti bence :)))
Dur, dur... kırkına gelirken parti adamı ol... yok yeaaa! :)))

* Aylardır beklemede olan 'Kara Kule' serisini tekrar okumaya başladım... tabisi de 'Silahşor' ile :)
İlk kitabın son 20 sayfası, bitirmeyeyim diye en helecanlı yerinde pat! diye kapadım.
Akşama tramvayda giderken bitireceğim artık durak-murak kaçırırsam söylemem, geçen sefer çok gülen oldu :)))

* Sürekli ıslık çalıp, şarkılar mırıldanan bi' komşumuz var.
Alt katlarda bi' yerde oturuyor, hep asansörde-posta kutusuna bakarken denk geliyorum adamcağıza.
Nasıl bir neşedir yareppim! :) Hayranım resmen, adam idolüm olma yolunda koşar adımlarla ilerliyor. İki yıldır bi' kez şarkısız-ıslıksız görmedim adamı... görmeyeyim de zaten, mutlu insanlar görmeyi seviyorum.

* Bugün 6 Kasım imiş...
Dün 'remember, remember the 5th of November' geyiği yaptık... bugün de FeBelilerin Galatasaray karşısında farklı galibiyet almalarının bilmem kaçıncı yıl dönümü kutlamaları geyiğini dinleyeceğiz...
Yazıktır nan... onnar da can :))) yılda bi' gün bayram yapsınlar... o bile bizim sayemizde :)))

Artık çalışmaya başlayabilerim.
Gülücüklü olsun gününüz :)

Görsel: Sahibinin sesi - Sittirella marka
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

...yavrum seni layk ettim...