Aşk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Aşk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

İlan-ı Aşk...

Zordur aşık olmak...
Hem de aşık olanın, aşık olunan ile arasında bilmem kaç yüz bin kedi kuyruğu mesafe varsa... çok daha zor olsa gerek.
Bu ''ilan-ı aşk mektubu''nu, Arwey defterimin sayfalarını karıştırırken buldum :)
Aşağıda gördüğünüz, Nisa'nın Atletico Madrid kedisi Shiro, patileriyle yazmış efenim



Mart kapıdan baktırır...bak hele sen aşk neler yaptırır :))))

Aşk


Yazar: Elif Şafak
Çeviri: Kadir Yiğit Us
Orjinal dili: İngilizce
Basım yılı: Mart 2009
Yayınevi: Doğan Kitap

Arka Kapak Yazısı:
''Ya ortasındasındır AŞK'ın merkezinde; ya da dışındasındır, hasretinde..
Ella Rubinstein, 40 yaşında Amerikalı bir ev kadınıdır. Tipik burjuva değerlerinin hâkim olduğu oldukça varlıklı bir ailesi, düzenli ve görünüşte 'sorunsuz' bir evliliği vardır. Üç çocuğunu da büyüttükten sonra bir yayınevinde editör-asistanı olarak iş bulur; görevi A. Z. Zahara adlı tanınmamış bir yazarın tasavvuf felsefesini konu alan tarihi romanını değerlendirmektir.

Ancak hayatının kritik bir döneminde eline aldığı bu kitap, hiç beklemediği bir şekilde Ella'yı derinden sarsacak, dünyevi aşkı keşfetmek adına zorlu ve tehlikeli bir yolculuğa çıkmasına neden olacaktır.

Hayatlarımızın durgun gölünü dalgalandıran taş misali, yüzleşmek zorunda olduğumuz sıkıntılar, acılar… ve aşkın peşinde kat etmek zorunda olduğumuz zorlu yollar, ödediğimiz bedeller…
Aşk… kitap içinde bir kitap, hayatın anlamı peşinde bir aşk macerası…
Aşk… Elif Şafak'tan arayışa, gerçeğe ve keşfetmeye dair bir roman.''

Altını Çizdiğim Cümleler:
''Bir taş, nehre düşmeye görsün, pek anlaşılmaz etkisi. Hafiften aralanır, dalgalanır suyun yüzeyi.Belli belirsiz bir tıp sesi çıkar; duyulmaz bile akıntının ortasında, kaybolur uğultuda. Hepi topu budur olacağı.
Ama bir de göle düşsün aynı taş... Etkisi çok daha kalıcı ve sarsıcı olur. O taş var ya o taş, durgun suları savurur. Taşın suya değdiği yerde evvela bir halka peyda olur; halka tomurcuklanır; ol tomurcuk çiçeklenir, açar da açar, katmerlenir. Göz açıp kapayıncaya dek, ufacık bir taş ne işler açar başa. Tüm yüzeye yayılır aksi, bir bakmışsın ki heryeri kaplamış. Çemberler çemberleri doğurur, ta ki son çember de kıyıya vurup yok oluncaya dek.
Nehir alışkındır karmaşaya, deli dolu akışa. Zaten çağlamak için bahane arar ya, hızlı yaşar, çabuk taşar. Atılan taşı içine alır; benimser, sindirir ve sonra da unutur kolaylıkla. Karışıklık onun doğasında var, ne de olsa. Ha bir eksik ha bir fazla.
Gel gelelim göl hazır değildir böyle aniden dalgalanmaya. Tek bir taş bile yeter onu altüst etmeye, ta dibinden sarsmaya. Göl, taşla buluştuktan sonra, bir daha eskisi gibi olmaz, olamaz.''

''Doğu'dan Batı'ya, Kuzey'den Güney'e yedi iklimi gezer, dağda bayırda Hakkı ararım Hak için. Yaşanmaya değer bir yaşamın peşindeyim; ve bir de, bilmeye değer bilginin. Köksüzüm, yurtsuzum. Kendimi O'nda yok ettiğimden beri, ölmeden evvel öleli, başlangıçsız ve sonsuzum. Ne pejmürdeyim ne gariban. Ne kimselere muhtacım ne de kimseye buyuran. Ancak rüzgarda kuru bir yaprak sanmayın beni. Ağzı var dili yok dervişlerden değilim. Ben bizzat istediği istikamete efil efil esen karayelim.''

1. kural: Yaradanı hangi kelimelerle tanımladığımız, kendimizi nasıl gördüğümüze ayna tutar. Şayet 'Tanrı' dendi mi öncelikle korkulacak, utanılacak bir varlık geliyorsa aklına, demek ki sen de korku ve utanç içindesin çoğunlukla. Yok, eğer, 'Tanrı' dendi mi evvela aşk, merhamet ve şefkat anlıyorsan, sende de bu vasıflardan bolca mevcut demektir.

Hep aynı yere kök salmış, hayatından bıkmış evli barklı kadınların kırk kuralı

1. kural: Sen sen ol, aşkı arama! Aşktan daha mühim şeyler var hayatta.

''Can yumurtası
Kabuğunda uçamazsın;
Korkmadan kır yumurtanı
Selametle uçacaksın!''

''Kim olursak olalım, dünyanın hangi yerinde yaşarsak yaşayalım, ta derinlerde bir yerde hepimiz bir eksiklik duygusu taşımaktayız. Sanki temel bir şeyimizi kaybetmişiz de geri alamamaktan korkuyoruz. Neyin eksik olanını bilenimiz ise hakikaten çok az.''

''Şüphe fena bir şey değil ki. Şüphedeysen, hayattasın demektir. Arayıştasın.''

''Her kelam her kulağa uymazmış.''

''İnanç aşk gibidir. İspat istemez. Mantıksal bir açıklama beklemez. Ya vardır ya da yok.''

''Akıl ve mantığın hudutları gayet keskin olabilir. Ama aşkta tüm sınırlar ve ayrımlar silikleşir.''

''Aşksız geçen bir ömür beyhude yaşanmıştır. Acaba ilahi  aşk peşinde mi koşmalı mıyım mecazi mi, yoksa dünyevi ya da cismani mi diye sorma! Ayrımlar ayrımları doğurur. AŞK'ın ise hiç bir sıfata ve tamlamaya ihtiyacı yoktur.
Başlıbaşına bir dünyadır aşk. Ya tam ortasındasındır, merkezinde, ya da dışındasındır hasretinle...''

Görsel: Google Images

Mim


Sağ olsun 3prenses mimlemiş :) Uslu duramamış.
Aşağıdaki kelimelerin benim için neler ifade ettiğini söyleyecekmişim. Bakalım neler çıkacak :)

Felsefem : 'Su' gibi ol.
''... Sen, hep su olduğunu düşün.
Su gibi güzel, su gibi yararlı, su gibi vazgeçilmez…
Ve su gibi hayat kaynağı olduğunu düşün.
Ama su gibi yaşatıcı ol; su gibi yıkıcı, sürükleyici ve öldürücü değil...
Sen bir su ol…
Ama rahmet ol; Afet değil.
Su isen tarlalarını basma insanların, yuvalarını yıkma, ocaklarını söndürme... sana “felaket” denmesin...''


''...Ayrıca su gibi sakin olabileceğin gibi, su gibi de “kıyametler” koparıcı olabileceğini unutma… Unutma; senin işin rahmet olmak, afet değil!
Vadiler varken önünde ve ovalar varken, yayılabileceğin; küçük ırmaklara ayırabiliyorsan kendini ve bardaklara bölebiliyorsan... hayat verirsin çevrene.
Ve yaşayabilirsin dünya dönmesine devam ettiği müddetçe.
Yoksa hep duyulmayan, dinlenmeyen, korkulan ve kaçılan olursun. Seller, afetler gibi...''
Mevlana

Hayat : çok ta ciddiye alınmaması gerekendir.

Günüm, dünümden mutlu olsun...

Güneş : gibi hayatına doğduklarım var...
''...güneş batar... yeniden doğmak için...''

Gözler : sana baktığında gülümsüyorsa eğer... sonu ölüm bile olsa yaşamaya değer.

''...sözler az kalır , çaresiz kalır, gözler anlatır.''
Pinhani

Yıldızlar : bi' avuç tozu var sedef kakmalı kutumda , her gece serpiyorum rüyalarıma.

''...Şimdi biz neyiz biliyor musun?
Akıp giden zamana göz kırpan yorgun yıldızlar gibiyiz.
Birbirine uzanamayan,
Boşlukta iki yalnız yıldız gibi...
Acı çekiyor ve kendimize gömülüyoruz
Bir zaman sonra batık bir aşktan geriye kalan iki enkaz olacağız yalnızca.
Kendi denizlerimizde sessiz sedasız boğulacağız...''
Murathan Mungan

Güzellik : bastıramaz ki kalbinden gelen küf kokularını yüzün 'emanet' güzelliği...

''... güzelliğin on par' etmez, bu bendeki aşk olmasa...''
Aşık Veysel

Sevgi : neden destanlar yazılır ki uğruna? çok mu zor sevmesi? çok mu zor...
Sevdikçe tükenecek misin sanki?

''...biz ne zaman yelken açsak sevdalara,
kesiliyor bütün rüzgarlar,
ve biz ne zaman bir parça aşk istesek,
yalnızlık kesiyor önümüzü...''
Cemal Süreya

Aşk : bi' kere düşmeye gör... geçmez hastalık.

''...her şeyden önce aşk verilmiş bir sözdü benim için
gün, ay, saat, hafta; takvim işi zaman yani
Aldıkça dönemeçleri  değişmedi  hiçbir şey
yalnızca ufuklar yeniledim...''
Murathan Mungan

Müzik : ruhuna dokunan... ruhunu doyurandır. (ruh maması)

''Müzik öyle bir denizdir ki, ben paçaları sıvadım hala içine giremedim.''
Dede Efendi

Dost : kendine seçtiğindir.

''...Ben dostlarımı ne kalbimle ne de aklımla severim.
Olur ya,
Kalp durur...
Akıl unutur...
Ben dostlarımı ruhumla severim.
O ne durur, ne de unutur.''
Mevlana

Para : insanlığın en büyük yalanı.
Bi' yalan uğruna vicdadını karalama.

Zaman : ya yetmeyen, ya geçmeyendir.

''...Zamanı öğrendim.
Yarıştım onunla...
Zamanla yarışılmayacağını, zamanla barışılacağını, zamanla öğrendim...''
Mevlana

Erkekler : hepsi sizin olsun.
Hep vurursunuz erkekleri yerden yere... nedir derdiniz onlarla? Sordunuz mu kızlar kendinize bi' kere?

Savaş : barış için savaşmak... bu değil mi insanoğlunun en büyük çelişkisi?

"Bir diyalog iki monologdan daha iyidir."
Max M.Kampelman

Ağlamak : Ruh yıkanması.

Ağlamak güzeldir. Süzülürken yaşlar gözünden. Sakın utanma.
Sezen Aksu

Deniz : gözümün huzur vereni... içimin mavi sesi.

yol kenarındaki
yağmur mazgallarını
kumbara sanıp
harçlığımı atardım
bu yüzden en çok
denizden alacaklıyım.
Sunay Akın

Ayna : seviyorum bana aksettirdiğini...

Aynada çirkinliğini görünce aynaya kızma...
Mevlana

Hayal : mesleğim bu; 'hayalperestlik'
Hayallerinin peşinden koş... mutlaka bi' gün yorulacaklardır.



Görsel: Google Images
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

...yavrum seni layk ettim...