Kedi annesi/babası olun.


Fotoğrafta gördüğünüz zibidinin hayatıma girmesinden sonra sabahlarım kökten değişti.
Daha yorganı üzerimden atarken uyandığımı hissediyor ve salondan yatak odasına doğru hızla gelen pati seslerini duyuyorum: pıtı pıtı pıtı pıtı...
Kapıdan girerken ilk ''Miyaaaaav!'' geliyor, sonra yatağa zıplıyor ve kafasını yanaklarıma bir sağ-bir sol olmak üzere sürtüyor.
Kuyruk dimdik elbette :)
Yataktan çıkar çıkmaz ayaklarımın dibinde; bacaklarımın arasında döne döne benimle birlikte önce banyoya geliyor, sonra mutfağa. Olur da tuvalette biraz oturacak olursam kucağıma zıplamakta zerre kadar sakınca görmüyor şebelek! :)
Miyav!lar bitmiyor bu süre boyunca. Hem de miyav'ın bin bir şeklini duyuyorum.
Miyav! Miv! Mi! Mirrrrk! Meoooo! Mi mi mi! :)))
Mırıldanması da durmuyor. Sanki minik bi' motor yutmuş gibi Yodişim :)
Purrrrrrr, purrrrrrullrullllrrruurrrrrr :)))
Bu seromoni her gün, her sabah yaklaşık on dakika yaşanıyor.
Gel de sevme! Gel de gülümseme! :)
Her sabahım gülücüklerle başlıyor.

Bal'ımın sevgi gösterisi de tuzu-biberi oluyor.
Nazlı nazlı mutfak kapısından giriyor, kuyruk dimdik-palmiye modunda, kesik kesik ''Mev, mev, meooov-vi!'' :)
Hep aynı ses.
Gelip kucağıma atlıyor, yaklaşık bi' beş dakika da Bal'ımın keyifli mırıldanmalarını, bana göz süzmelerini izliyorum.
Ellerim tüylerinin arasında kayboldukça sanki bedenimde bulunan olumsuz ne varsa hepsi ellerimden akıp gidiyor...
Sabah terapim on beş dakika anlayacağınız :)

Zaten güne gülücükler atarak başlayan biriyim ben; hiç suratsız uyanamam.
Bu sevgi gösterisinden sonra ben pamuk helva kıvamında işe gidiyorum.
Evden çıkarken içim acıyor. Ayaklarım geri geri gidiyor hep.
Zaten ofise girdikten yaklaşık bir saat sonra bendeki rahatlık, gülümseme vs. benden emilmiş-çekilmiş oluyor.
Günün geri kalanı sinir-stres çalışıyorum. O yetişmeli, bu bitmeli, şu gitmeli! :/
Aklım-fikrim evde, kızlarımda...
Eve koşa koşa dönüyorum. Akşam benzer bi' sevgi gösterisiyle karşılaşıyorum ama bu sefer başrol Bal'ımın oluyor :)
Kucağıma zıplayıp, yüzüme bakıp gözlerini süzüm süzüm süzdükçe alıp kalbime sokasım geliyor Bal'ımı.
Eve girdikten yarım saat sonra ben yine pamuk helva :)))

Kitap okuyorum; biri kucağımda.
Film izliyorum; biri kolumun altına sokuluyor.
Gece yatağıma giriyorum; ikisi birden yatak başlığında yerlerini alıyorlar :)
Sırf kızlarımla birlikte uyuyabilmek için onlara yatacak yer bulunan yatak aldım. Bazı sabahlar uyandığımda yattıkları yerden kafamın üzerine doğru sarkan iki pofuduk kuyruk görmek veya bana doğru uzanmış patileri görmek muhteşem! :)
Göz hapsinde tutuluyorum; yattıkları yerden hareketlerimi izliyorlar.
Bir odadan diğerine giderken sağlı-sollu iki tüy yumağı, iki puf puf kuyruk benimle geliyor.
Sırf ne zaman vazgeçeceklerini görmek için bazen evde odadan odaya amaçsızca yürüyorum; benimle birlikte oda oda geziyorlar :)))

Sırf ''her yer tüy olacak'' bahanesine sığınıp, kendini bu sevgiden-terapiden mahrum eden insanları anlayamıyorum.
Tüy varsa çözümü de var.
Ben de o insanlardan biriydim bundan 2.5 yıl öncesine dek.
Zararın neresinden dönersen kardır derler ya; ben zarardan döndüm :)
Kimse size günde iki seans-ücretsiz mutluluk terapisi veremez.
Siz de zarardan dönün.

Kendinize çok büyük bi' iyilik yapın: kedi annesi/babası olun :)

Görsel: Sahibinin sesi - Sittirella marka

17 yorum:

  1. Nasıl güzel anlatmışsın var ya ! Ben dahil bir çok kedi sahibinin tercümanı olduğuna eminim :) Onlar çok yaşasın, hep yaşasın >^.^<

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kızlarım yokken hayatım bomboşmuş-bombokmuş meğersem :)
      Şu da bi' gerçek; kimse kedi sahibi olmadan nasıl bi' sevgiden bahsettiğimizi, hayatlarının nasıl değişeceğini bilemez. Bu kelimelerle anlatılabilecek, cümlelerle ispatlanabilecek bi' şey değil çünkü.
      Ben gerçekten değer verdiğim insanlara hep söylüyorum; bi' minnak bulun kendinize, eğer bi' ay sonra onun için ölüp-bitmezseniz ben alacağım sizden onu.
      Çünkü biliyorum, bi' kez hayatlarına bu tüy yumakalrından biri girdiğinde ondan vazgeçemezler :)
      Onlar hep yaşasın, hep bizimle olsunlar >^.^<

      Sil
    2. Aynen katiliyorum sana canim, ben de uc sene oncesine kadar yasayan oluymusum meger ki)))simdi bambaska her sey huzur..huzur..huzur isteyenler bi evcil edinsin derim..

      Sil
    3. Kizim hamile dokucuncu ayinda, esi de Gatada doktor, evde dort kedi var, evden atmayi kesinlikle dusunmuyoruz,agzini acanlari da bozdum bi daha fa diyemediler bi sey, avrupada her kezin evinde kedi kopek bebek bi arada yasiyor, biz onlardan daha mi bilincli bilgili yiz acaba)))) hanki cagda yasiyoruz..

      Sil
    4. Huzur...
      Saf, sonsuz huzur demek kedilerle yaşamak.
      Boşvermek lazım o ''millet''i, bildikleri gibi yapsınlar.
      Zaman kaybetmemek, söylediklerine de takılmamak gerek. Ben şahsen bu tür insanları etrafımda tutmuyorum. Bu da ayrı huzur veriyor insana :)))

      Sil
  2. Blogda ne zaman Bal veya Yoda ile ilgili paylaşım görsem hiç vakit kaybetmeden okumaya başlıyorum..Okurken bir yandan çok imreniyorum :((
    Ben de kucağımda bir tüy yumağının uyumasını,ayaklarımın altında dolaşmasını isterdim.Ama ailemin gösterdiği tek bahane TÜY... Neymiş sınavlara çalışmaktan kedilerle ilgilenemezmişim,her yer tür olurmuşta bahanede bahane :((
    İşte ben bu iyiliği kendime yapamıyorum yaa :DD Resmen şansa kafa atmışsın -,-

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ailene de ki; ''Bi' yavru kedi alalım, on beş gün kalsın. Eğer tüy-ilgilenmeme vs. sorunu yaşarsak söz götürüp bakabilecek bi' arkadaşıma vereceğim.''
      On beş gün sonra ''Ben bunu götürüp geri vericem'' dediğinde bas bas bağırıp kesinlikle sana izin vermeyecek ilk kişi ''tüy'' sorununu bahane eden aile büyüğün olacak :)))
      Sana garanti veriyorum.
      Blöf yap, ''denememe izin verin'' de...ömür boyu kedi sahibi olma lüksüne böyle kavuşursun :)
      O kendini nasıl olsa sevdirir...iki günde ona aşık olacaklar, farkında değiller :)
      Ama ''kedi'' ile başla... ''kediler'' olmaz :)
      Dene bak, kesin bilgi; yüzde yüz çalışıyor :))
      Bu yöntemi deneyip izni kaptığında da bana gel, -kedi bulmadan önce gel ama- sana kedilerle ilgili kendi tecrübelerimi aktarayım.
      Birlikte bulalım sana senin minnak'ını :)
      Sevgiler benden bissürü :)

      Sil
  3. seni okurken 'çakır'efendi anladı galiba kedi mevzu olduğunu kucağıma simit şeklinde yattı,mırrr mırrrr

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yerim onun patisini-kuyruğunu! :)))
      Bambaşkalar ya...sevgi yumakları :)

      Sil
  4. anaaauummm Shiro'mu çoğözledimmmm :(((( ne güzel anlatmışsın sid bacım..
    ısırmalarına, tırmalamarına, kendini sevdirmemesine, veterinere gitmemesine, taşıma kabına girmemesine, eve veteriner gelince asabiyet yapıp tıslamasına rağmen kucağıma kıvrılmasını, pıtp pıtı odadan odaya koşmasını, göbeğini açıp tatlıymış gibi rol yapıp sonra elimi kıtlamasını bile özledim...
    bebeğe zarar verir diye mahalle baskısıyla arkadaşıma bıraktık salya sümük :( Aliya'nın biraz büyümesini bekliyoruz..

    kedileri sevmeyen insanları anlayamıyorum, Allah onları insanlar bakıp bakıp sevip sevip mutlu olsunlar diye yaratmış :)

    bu arada bu gri minnoşta balkız kadar pofuduk olmuş, çok tatlı olmuş >>^.^<<

    sevgiler kedilerin annesii

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İnanamıyorum!
      Shiro'yu bebeğe zarar verir diye mi bıraktınız???
      Nisa'cım, kızmak-dırılmak-gücenmek yok: çok kötü bi' karar bu.
      Çok insafsızca...çok vicdansızca.
      Bir: bebeğe zarar vermez, aksine onun arkadaşı olur, onunla büyür ve onun bağışıklık sisteminin inanılmaz güçlü olmasını sağlardı.
      İki: Shiro senin bebeğin! Nasıl onu ''ya bebeğime zarar verirse'' mantığıyla kendinden uzaklaştırırsın? :(
      O en az bebeğin kadar senin sevgine-ilgine muhtaç.
      Çünkü o da senin bebeğin!
      Şans verdin mi? Bebeğe nasıl davrandığını görmek için kendine bi' şans verdin mi?
      Mahalle baskısı ne ya? Kapını kapayınca dışarda kalıyor o mahalle.
      Bütün samimiyetimle söylüyorum; senin bu kadar insanların saçma-sapan sözlerini dikkate alacağın aklıma gelmezdi.
      Günahtır Shiro'ya.
      Birlikte büyüseler, birbirlerine aşık-arkadaş-can-ciğer olurlar.
      Bebeğin büyüdükten sonra Shiro'yu geri almak gibi bi' niyetin varsa, işte o zaman birbirlerini kabullenip arkadaş olmaları uzun sürer.
      Bence, zararın neresinden dönsen kardır; hemen eve getir Shiro'yu.
      Bebeğin kokusuna, varlığına alışması üç, bilemedin beş gün sürer. Sonra sen yanında yokken bile bakıcılık yapar bebeğe.
      Ne olur bunu yapma...vicdanım sızladı, içim cız etti... Aç Google amcayı oku-izle. Y
      emişim mahalleyi! Onların cehaletinin acısını sen ve Shiro çekiyorsunuz...çok acı :(

      Sil
    2. hop hop hoop! olay çok yanlış anlaşılmış sanırım!
      arkadaş az biraz hukukumuz yokmuş gibi,
      az biraz beni ve kedi sevgimi bilmiyormuş gibi,
      shiro'yu çöpe atmışım gibi acı kelimeleri cömertçe kullanmışsın..
      aç google amcayı oku ne demek bacım :/

      Shiro, liseden beri görüştüğümüz arkadaşımda.. bıraktığımızdam beri ara ara gittim sevdim öptüm oynadım.. orada gayet mutlu, keyifli görüyorum aksi olsa bu durumu değiştirirdim hemen.. purrlu mırrlııı.. ihtiyaçları karşılanıyor.. evi bana çok yakın istediğim zaman gidebiliyorum. Fakat shiro tabiatı itibarı ile vahşi ve zor bir kedi. bebeklikten beri birlikteyiz ve çizerek ısırarak oynar sever can yakar yani, tırnaklarını kestirmez, veterinere gitmez, taşıma kabına girmez, kalabalıktan hoşlanmaz (e bebek gelince bir süre koloni halinde yaşanıyor) istemediği bişeyi zorla yaptıramazsın.. bir süre ayrı kalmalarını istememin sebebi kıldır, tüydür, enfeksiyondur vs gibi abuk subuk şeyler değil Shiro nun bizim alıştığımız ama bir çok kişiye vahşi gelen sevme yaklaşma şekli.. mahalledekilerde bu düşüncemin üstüne konuşunca en azından ben bebekli hayata ve rutinine alışana, bebek biraz serpilene güçlenene kadar bir süre ayrı kalmalılar diye düşündüm.. pamuk helva gibi kedim olsaydı böyle birşey elbette düşünmezdim. Sonuç olarak Shiro'yu ve karakterini ben biliyorum. Bu zor ve salya sümük içerisinde aldığım kararın bizim için doğru olduğunu düşünüyorum.

      her neyse.. arayı çok da açmadan onları biraraya getirmem lazım..

      Sil
    3. Haklısın. Anlamadan-dinlemeden yazdığın üç beş cümleye bakarak kafamda senaryoyu oluşturmuşum.
      Özür dilerim bacım.
      Gel gelelim, ben hayvanlar ne kadar asi ve vahşi olursa olsun bebek karşısında -iç güdüsel olarak mı demeli ne demeli- pamuk kesildiklerini gözlerimle onlarca kez gördüğümden hala Shiro'nun bebeğe zerre kadar zarar verebileceğine inanmıyorum.
      Bir oğlum vardı: Rottweiler.
      Benden başkasının etrafında olmasına sadece tahammülü vardı.
      Ama o sert, korumacı, başkalarının kendisine dokunmasından hoşlanmayan oğluşum arkadaşlarımın çocukları kulaklarını çektiğinde-canını yaktığında gıkını bile çıkarmıyor, sabrın ve şefkatin alasını gösteriyor, bebekleri sırtında gezdiriyordu.
      Shiro tırnaklarını da kestirmese, kendini de sevdirmese konu bebek olduğunda bi' oyuncak gibi onu herkeslerden kıskanıp-koruyacağını düşünüyorum.
      Şans tanımamış, üç-beş gün bir arada tutup davranışlarını gözlememiş olmanız canımı yakan.
      Bir de... Shiro -dediğim gibi- senin bebeğin. Her ne kadar en yakın arkadaşında mutlu da olsa, mırmırlı da olsa, purpurlu da olsa; senin yerini tutmaz kimsenin sevgisi.
      Aylarca-yıllarca sana, kokuna, evine alışmış...sonra ''bebek geldi, sen az evden uzak dur, ona zarar verebilirsin'' denmiş.
      Günah ya...hangi şartlarda bakılırsa bakılsın kimbilir nasıl arıyordur sevgini, kokunu, sesini, evini...
      Açma arayı ne olur. Tanıştır onları. Bak bunca zamandır ayrı tuttuğuna kendin üzüleceksin.
      Belki ''pamuk helva'' gibi kedi olsaydı, bebek geldiğinde depresyona girecek, bebeğe gösterilen sevgiyi kabullenmesi haftalar alacaktı; bilemezsin.
      Denemeden, yaşamadan anlayamazsın bence. Sadece benim yaptığım gibi tahmin yürütebilirsin ama tahminlerinin ne derece isabetli olduğunu bilemezsin.
      Bırak az hırpalasınlar birbirini. Biri diğerinin kuyruğuna yapışsın, diğeri ona pati atsın; sonuçta orta yolu bulacak, birbirlerinin arkadaşı olduğunu anlayacaklar.
      Damat baldan tatlı işte gördüğün üzere.
      Sevgiler benden.

      Sil
  5. süpersin sittirellacım (sana -cım dedim müsaadenle çünkü uzun süredir takipçinim sana bayılıyorum ama hiç bir yorum bırakmamıştım sanırım taa ki kedi annesi olmayı bu kdar güzel anlatan bir yazını görene kadar) demek bütün kediler ve kedi anneleri böyle, sabahlarımın neşesidir benim kedim de:) alarmın ilk notası çalar almaz pıt pıt diye koşar ve beni uyandırır ısrarla:) sabahları neden bu akdar sevgi dolu olduklarını tam çözemedim ama çok tatlılar çook, kedimsiz kalma düşüncesi beni garip şekilde çok korkutuyor:(

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tuzaktı bu gönderi zaten; ses vermeyenler ses versin diye şettirdimdi, işe yaradı bak :)))
      Sabahları neden sevgi yumağı olduklarını bırak çözemeyelim, onlar yeter ki hep böyle sevgi böcüüü kalsınlar :)
      Kediler güzeldir...
      Kedi anneleri de güzeldir...
      Kedili ev de güzeldir...
      Hayatı güzelleştirmek için bi' kedi yetiyor işte; millet hala para-pul derdinde :)
      Sevgiler benden pek çok, senin minnak'a da öpücükler bissürü :)

      Sil
  6. Daha o level açılmadı bende...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Açıldığı an süper güçler kazanıyorsun, master skill ekleniyor diyeyim :)))
      ''Kedi mi? Iyyyyy!'' derdim bi' zamanlar...gıcık olurdum kedilere...kendime inanamıyorum şimdi.
      O sebeple yazdım zaten bu yazıyı; kendine bi' iyilik yap, kedi annesi ol da gör gününü :)
      Kalbine sokası geliyor insanın, yok böyle bi' sevgi...

      Sil

Buraya yazmaya niyetlendiğin her şeyi aleyhinde delil olarak kullanabileceğimi bilmeni isterim...

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

...yavrum seni layk ettim...