OİP etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
OİP etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Hayalden kim ölmüş? :)


Yayınımıza kaldığımız yerden devam ediyoruz sayın seyirciler...
Bugün, bloggerların bloggerı, fettan Sittirella en büyük iki hayalini bizimle paylaşacak.
Kameralarımızı, Sittirella'nın muhteşem boğaz manzaralı yalısına çeviriyoruz.

''Merhaba Sittirella, her zaman ki gibi çok güzel-çok zarif görünüyorsunuz.''

''İltifatınıza çok teşekkür ederim :)''

''Seyircilerimiz merak ediyor... Sittirella hayal kurar mı? Kurarsa bize hayallerinden bahseder mi?''

''Tabisi de hayal kurarım :)
Şu boğaza bakın...Bi' öküze bile ilham verir-hayal kurdurur.''
Asdfghjklşiişlkjhgfdsaasdfghjk
(Temem temem, cıvıtmıyorum...devam edelim.)

''Öncelikle bilmenizi isterim ki, boyumdan büyük hayaller kurmamayı öğrendim ben. Ne kadar erişilmez ise hayal, o kadar can acıtıyor. Bu yüzden mümkün olduğunca mütevazi, erişilebilir hayaller kuruyorum artık.
Bildiğiniz gibi, kitap okumayı çok severim. Kitap demek; aşk demek, tutku demek benim için... dolayısıyla kurduğum hayallerde bu tutkumun payı çok büyük.
Bir çok seyirciniz, beni hep yazılarımdan tanıdığı-sesimi duymadıkları için ses tonumun ne kadar güzel olduğunu ve dilimizi ne kadar düzgün kullandığımı bilmezler. Zamanında radyo programcısı olduğumu da... Bu sebeple, 'kitap okumak' en büyük hayalimdir. Okumak deyince; bir ses kaydediciye okumak.
Görme engelli arkadaşlarımızın, kitap okuma imkanı bulunmayan ama dinlemeye her zaman imkanı olan arkadaşlarımızın, benim sesimden, benim yorumumla kitap dinlemesini çok isterdim...
Ya da, düşünsenize...İstanbul trafiğinde iki saat takılıp kalmışsınız ve Sittirella size şahane bir kitabı okuyor :) O iki saat size o kadar sıkıcı gelir mi? Bence gelmez :)
Eminim zordur. Seslendirme sanatçılarının işinin çok zor olduğu gibi...ama imkansız değil.
Bu imkanı yakalasam biliyorum ki çok başarılı olurdum.''

''Çok güzel bir hayalmiş. Aslında hayal değil, bu işi sınırlı sayıda veya amatörce de olsa yapanlar var.''

''Elbette yapanlar var ama ben bir yayınevi ile anlaşıp, sürekli okumak isterdim.
Okuduğum her kitabı kütüphaneme eklediğimi düşünüyorum da...bunu hayal etmek çok güzel! :)
Bakın, hemen şuracıkta bir hayalimi daha paylaşmış oldum sizinle :)''

''Eminim ki  bir hayalinizi daha öğrenmeyi bekliyor ekran başındaki izleyicilerimiz... :)''

''Peki, o zaman...yine kitaplar üzerine kurduğum diğer hayalimi sizinle hemen paylaşayım.
Aziz Kedi'nin kafasına odun indirip tükkanına konmak! dermişim :)))
İçinde; bol bol kitap, defter, kırtasiye malzemesi, kalem, gazete, çay, kahve, rahat koltuklar barındıran, okumaya aşık, yazmaya aşık insanların huzur bulacağı-huzur vereceği şirin mi şirin bir yere sahip olmayı isterdim. Her yanını OİP ve Nihan Sarı çizimlerinin süsleyeceği bir mekan...
Her yerde; Bızt!kısadevre çizimleri, nano robot ordusu,  uzun saçlı-badem gözlü güzeller, kutukafalar, kutukediler ve diğer onlarca şirin mi şirin karakterler! :)
Hem Nihan kitaplarını da imzalar, yazarından imzalı satın almak ne güzel fikir değil mi? :)
İşte, bu benim son günlerde sık sık dalıp gittiğim ve düşündükçe detaylandırıp-güzelleştirdiğim hayalim :)))''

''OİP ve Nihan Sarı ile paylaştınız mı bu hayalinizi?''

''Şimdi paylaşıyorum ya detaylıca işte :)''

''Sittirella, samimi açıklamalarınız için, seyircilerimiz adına size teşekkür etmek isterim.''

''Rica ederim :) Benim için zevkti...asıl ben hayallerimi paylaşmama aracı olduğunuz için size teşekkür ederim :)''

''Evet sevgili izleyiciler, üp-ünlü blogger Sittirella bizlerle hayallerini paylaştı.
Kısa bir reklam arasından sonra programımıza kaldığımız yerden devam edeceğiz.''

Görsel: Deviantart.com / Dream Catcher by ~fucute

Bir blog insanın hayatını ne kadar değiştirebilir?


Herkese meriba :)

Bugün, sizlere 'bir blog insanın hayatını ne kadar değiştirebilir?' konusunda çok bilmişlik yapıcem :)

Ne kadar değiştirebilir?
N) Çok değiştirebilir
S) Hiç değiştirebilir
U) Az biraz değiştirebilir
X) Yok böle bi' seçenek

Cevap veriyorum: N şıkkı; Çok değiştirebilir! :)

Dün günlerden Nihan Sarı idi.
Canım arkadaşım Nihan, TÜYAP Kitap Fuarı'nda, Doğan Egmont standında iki kitabını imzaladı ve okuyucularına kendi çizimlerinden hediye etti :)

Malum, ben binnerce kilometre uzaktan katılamazdım, gidemez-Nihan'ımın yanında olamazdım.
İşte bu noktada 'blog' faktörü devreye girdi :)
Sabah uyuyorum, peşpeşe iki mesaj geldi telefonuma, gözümü araladım mesaj sesini duyunca ama sonra uyuklamaya devam ettim.
Yarım saat-kırk beş dakika sonra telefonumu elime aldığımda, mesajların canım arkadaşım OİP'ten geldiğini gördüm; ''Sende 3G var mı? Nihan'la ariycaz''

Hemmen aradım tabi :)
3G olmasa ne yazar, seven ne yapmaz? :)
OİP'imle ve Nihan'ımla sohbet ettik. İmza öncesi kahve içiyorlardı.
Nasıl mutlu oldum her ikisi için... aylardır bi' araya gelmek için uğraşıyorlardı, nihayet kavuşmuşlar :)
Çok duygusal, az güldürüklü bi' sohbet yaptık, sohbetin hemen ardından bana birlikte fotoğraflarını gönderdiler.
(OİP, canım benim, turuncu saç bile sana çok yakışıyor!) :)

Hemen ardından Twitter'dan Judy Abbott'un yolda olduğu mesajını gördüm, Euphoric ise 'gurbettekileri de düşünün!' mesajları veriyordu :)))
Pınar'ımla görüştük, benim kitaplarım Pınar'ın çantasında imza yolunu tutmuştu.
Aslında kitaplarım aylar önce alınmıştı ama imza gününü beklemişti.
Euphoric'le görüştük, Judy, Euphoric'in kitaplarını imzalama görevini memnuniyetle üstlenmişti.
Macera Kitabım-Özlem bu gruptan farklı olarak TÜYAP yolunu tutmuştu, Leylak Dalı'ma kitabı o imzalatacaktı.
Herkes muradına erdi; Nihan'ımızla tanışıldı-sarmaş dolaş fotoğraflar çekilindi-imzalar alındı... yanındaki şahane -hedaye- çizimleri de cabası :)
Musmutlu bi' gün geçirildi, arkadaşlığa-kitaba doyuldu.

Şimdi sorarım size;
Blog olmasaydı, Nihan'ımla nasıl tanışıp, nasıl 'Canım dostuma' diye imzalanmış kitabını alabilecektim?
OİP'imden nasıl  '3G var mı?' mesajı gelecekti Cumartesi sabahı?
Pınar'ım nasıl 'Abla imzaları ismine mi attırayım- nickine mi?' diye soracaktı?
(Pınar'ım, güzel gözlü, blog kardeşim, bi' kez daha teşekkür ederim.)
Leylak Dalı'm, Macera Kitabım'a nasıl ulaşacak ve  kitap imzalatacaktı?
Judy Abbott nasıl Judy'm, Leylak Dalı nasıl Leylak Dalı'm, Özlem nasıl Macera Kitabım olacaktı?
Bu kadar içten, candan, samimi, çıkarsız, abla-kardeş, canciğer arkadaşlıklar nasıl kurulacaktı?

İyi ki; öyle veya böyle blog dünyasına adımlarımızı atmışız.
İyi ki; birbirimizi iyi günde-kötü günde desteklemiş, dinlemiş, tanımış ve arkadaş olmuşuz.

İyi ki varsınız kızlar!
İsmi geçmeyen arkadaşlar kusura bakmasınlar.
Nihan'ımın imza gününden örneklemeye başladığımdan dolayı, dünle ilgisi olmayanları yazamadım.
Kocaman bi' arkadaş grubu oluşturmuşuz da farkına bile varmamışız.
Yalnız değilmişiz... sesimize ses veren dostlar edinmişiz.
Şimdi, biz bu blog sayfalarımızı sevmeyelim de ne yapalım?

Vazgeçmek yok, bloglamaya devam!
Bize daha çok 'arkadaş' lazım :)

Hanimiş: görsel Nihan'ımın çizimi... benim payıma düşen de bu oldu :)

Görsel: http://www.nihansari.com/

Miv! :)

OİP'im yapmış.
Benim için yapmış... zaman harcamış, yazmış, çizmiş, boyamış.
Bir yukarı bakıyorum, bir buna bakıyorum... içim içime sığmıyor :)
Çocuklar gibi ellerimi çırpa çırpa, ağzım ensemde fiyonk, laptop çevresinde dolanıyorum :)


Blog sayfamı süslüyorum, kutusittirellam ve kutubalım ile :)
Kurum kurum-gerim gerim mode on! haliyle ;)
Seviyorum seni OİP'im, bir kez daha teşekkür ederim :)
Kutu kedilere bakıp iç geçirirken, ''Gel kutu kutu kutu'' derken :)
Miv! :)*
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

...yavrum seni layk ettim...