Herkese meriba :)
Bugün, sizlere 'bir blog insanın hayatını ne kadar değiştirebilir?' konusunda çok bilmişlik yapıcem :)
Ne kadar değiştirebilir?
N) Çok değiştirebilir
S) Hiç değiştirebilir
U) Az biraz değiştirebilir
X) Yok böle bi' seçenek
Cevap veriyorum: N şıkkı; Çok değiştirebilir! :)
Dün günlerden Nihan Sarı idi.
Canım arkadaşım Nihan, TÜYAP Kitap Fuarı'nda, Doğan Egmont standında iki kitabını imzaladı ve okuyucularına kendi çizimlerinden hediye etti :)
Malum, ben binnerce kilometre uzaktan katılamazdım, gidemez-Nihan'ımın yanında olamazdım.
İşte bu noktada 'blog' faktörü devreye girdi :)
Sabah uyuyorum, peşpeşe iki mesaj geldi telefonuma, gözümü araladım mesaj sesini duyunca ama sonra uyuklamaya devam ettim.
Yarım saat-kırk beş dakika sonra telefonumu elime aldığımda, mesajların canım arkadaşım OİP'ten geldiğini gördüm; ''Sende 3G var mı? Nihan'la ariycaz''
Hemmen aradım tabi :)
3G olmasa ne yazar, seven ne yapmaz? :)
OİP'imle ve Nihan'ımla sohbet ettik. İmza öncesi kahve içiyorlardı.
Nasıl mutlu oldum her ikisi için... aylardır bi' araya gelmek için uğraşıyorlardı, nihayet kavuşmuşlar :)
Çok duygusal, az güldürüklü bi' sohbet yaptık, sohbetin hemen ardından bana birlikte fotoğraflarını gönderdiler.
(OİP, canım benim, turuncu saç bile sana çok yakışıyor!) :)
Hemen ardından Twitter'dan Judy Abbott'un yolda olduğu mesajını gördüm, Euphoric ise 'gurbettekileri de düşünün!' mesajları veriyordu :)))
Pınar'ımla görüştük, benim kitaplarım Pınar'ın çantasında imza yolunu tutmuştu.
Aslında kitaplarım aylar önce alınmıştı ama imza gününü beklemişti.
Euphoric'le görüştük, Judy, Euphoric'in kitaplarını imzalama görevini memnuniyetle üstlenmişti.
Macera Kitabım-Özlem bu gruptan farklı olarak TÜYAP yolunu tutmuştu, Leylak Dalı'ma kitabı o imzalatacaktı.
Herkes muradına erdi; Nihan'ımızla tanışıldı-sarmaş dolaş fotoğraflar çekilindi-imzalar alındı... yanındaki şahane -hedaye- çizimleri de cabası :)
Musmutlu bi' gün geçirildi, arkadaşlığa-kitaba doyuldu.
Şimdi sorarım size;
Blog olmasaydı, Nihan'ımla nasıl tanışıp, nasıl 'Canım dostuma' diye imzalanmış kitabını alabilecektim?
OİP'imden nasıl '3G var mı?' mesajı gelecekti Cumartesi sabahı?
Pınar'ım nasıl 'Abla imzaları ismine mi attırayım- nickine mi?' diye soracaktı?
(Pınar'ım, güzel gözlü, blog kardeşim, bi' kez daha teşekkür ederim.)
Leylak Dalı'm, Macera Kitabım'a nasıl ulaşacak ve kitap imzalatacaktı?
Judy Abbott nasıl Judy'm, Leylak Dalı nasıl Leylak Dalı'm, Özlem nasıl Macera Kitabım olacaktı?
Bu kadar içten, candan, samimi, çıkarsız, abla-kardeş, canciğer arkadaşlıklar nasıl kurulacaktı?
İyi ki; öyle veya böyle blog dünyasına adımlarımızı atmışız.
İyi ki; birbirimizi iyi günde-kötü günde desteklemiş, dinlemiş, tanımış ve arkadaş olmuşuz.
İyi ki varsınız kızlar!
İsmi geçmeyen arkadaşlar kusura bakmasınlar.
Nihan'ımın imza gününden örneklemeye başladığımdan dolayı, dünle ilgisi olmayanları yazamadım.
Kocaman bi' arkadaş grubu oluşturmuşuz da farkına bile varmamışız.
Yalnız değilmişiz... sesimize ses veren dostlar edinmişiz.
Şimdi, biz bu blog sayfalarımızı sevmeyelim de ne yapalım?
Vazgeçmek yok, bloglamaya devam!
Bize daha çok 'arkadaş' lazım :)
Hanimiş: görsel Nihan'ımın çizimi... benim payıma düşen de bu oldu :)
Görsel: http://www.nihansari.com/



