J.K. Rowling etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
J.K. Rowling etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Harry Potter ve Ölüm Yadigarları / Harry Potter and the Deathly Hallows



Yazar: J. K. Rowling
Çeviri: Sevin Okyay | Kutlukhan Kutlu
Orijinal Dili: İngilizce
Basım Yılı: 2007
Yayınevi: Yapı Kredi Yayınları (Birinci Baskı 2007)

Arka Kapak Yazısı:
''Sihir dünyası savaşta! Karanlık Lord iyice güç kazanırken iyiler de boş durmuyor.Yedinci yılında Hogwarts Cadılık ve Büyücülük Okulu`na dönmeyen Harry Potter,Dumbledore`un ona bıraktığı görevi tamamlamaya çalışıyor.Yanında -her zamanki gibi- Ron ve Hermione`yle, bir yandan Voldemort`tan ve onun Ölüm Yiyenler`inden kaçarken bir yandan da Hortuluk`ları yok etmek,Ölüm Yadigarları`nın sırrını keşfetmek zorunda olan Harry kendi geçmişiyle ilgili pek çok şey öğreniyor.

İlk kitabı 1997'de yayımlanan Harry Potter dizisi, artık sona eriyor. J. K. Rowling'in yaratıcılığı ve ince işçiliğiyle ortaya koyduğu bu dünyaya veda ederken, dizinin önceki kitaplarından bile daha heyecanlı bir macera sizleri bekliyor.

Yapboz bu kitapla tamamlanıyor!''

Altını Çizdiğim Cümleler:
''Ben on yedi yaşında olduğum zaman, beni koruyan koruyucu büyü kalkacak ve bu beni olduğu kadar sizi de korumasız bırakacak. Yoldaşlık Voldemort'un sizi hedefleyeceğinden emin, size işkence edip benim nerede olduğumu öğrenmeye çalışacak yada sizi esir aldığı zaman benim gelip sizi kurtarmaya çalışacağımı düşünecek.''

''Senin bir vakit kaybı olduğunu düşünmüyorum.'
Eğer Harry, Dudley'in dudaklarının kıpırdadığını görmeseydi, buna inanmayabilirdi. Bununla birlikte, konuşanın gerçekten kuzeni olduğunu kabul edinceye dek Dudley'e gözlerini dikip bir kaç saniye boyunca baktı.
Dudley kızardı, Harry şaşırdı ve utandı.
'Eh...şey...sağ ol Dudley.'
Yeniden, Dudley mırıldanmadan önce, ifade etmek için çok ağır olan düşüncelerle boğuşuyor gibi göründü. 'Sen benim hayatımı kurtardın.'
'Pek sayılmaz,' dedi Harry. 'Ruh emicilerin senden alacakları şey ruhundu.''

''Fred ve George birbirlerine dönüp aynı anda konuştular, 'Vay, birebir aynıyız!'
'Yine de bilemiyorum, Sanırım ben hala senden daha yakışıklı görünüyorum.' dedi çaydanlıktaki kendi görüntüsünü inceleyen Fred.''

''Büyülü materyal hala sağlamken, içindeki ruh parçası, eğer objeyle çok yakınlaşılırsa başka bir insanın içine girip çıkabilir. Fiziksel olarak yakınlıktan bahsetmiyorum, dokunmakla alakası yok,' diye ekledi.''

''Kapanışta açılırım.''

''Harry nereden başlayacağını bilmiyordu, ama önemi yoktu, o anda büyük ve gümüşi bir şey tenteden dans pistinin üstüne düşercesine geliyordu. Zarif şekilde, parlak vaşak, şaşırmış halde dans eden insanların arasına indi. Kafalar çevriliydi, dansın ortasında birden donmuşlardı. Daha sonra patronusun ağzı iyice açıldı ve Kingsley Shacklebolt yüksek, derin sesiyle ağır bir şekilde konuştu.
'Bakanlık düştü, Scrimgeour öldü. Geliyorlar.''

''Sirius sanırım Kreacher'ı asla duyguları insanlar kadar keskin bir varlık olarak görmedi.''

''Hazinen neredeyse kalbin de oradadır.''

''Yok edilmesi gereken son düşman ölümdür.''

Keyifli okumalar :)

Harry Potter ve Melez Prens / Harry Potter and the Half-Blood Prince



Yazar: J. K. Rowling
Çeviri: Sevin Okyay | Kutlukhan Kutlu
Orijinal Dili: İngilizce
Basım Yılı: 2005
Yayınevi: Yapı Kredi Yayınları (Birinci Baskı 2007)

Arka Kapak Yazısı:

''Harry Potter ve Melez Prens 1 Ekim''de okurla buluşuyor! Dizinin ilk beş kitabında olduğu gibi, bu kitapta da geçmişte sorulmuş pek çok sorunun yanıtını veren J. K. Rowling okuyucuyu yeni sorularla, Harry Potter''ı da yeni sorunlarla baş başa bırakıyor.
Büyücüler dünyasında devam eden kargaşa artık Muggle''ların dünyasını da etkilemeye başlamıştır. Harry Potter, Hogwarts''taki altıncı yılını Feci Yorucu Büyücülük Sınavlarına hazırlanarak geçireceğini düşünmektedir. Artık Quidditch takımının da kaptanıdır. Ancak Diagon Yolu''ndaki okul alışverişi sırasında Draco Malfoy''un bir şeyler çevirdiğini fark eder. Lord Voldemort''un geçmişiyle ilgili pek çok bilinmeyen ortaya çıkarken bir yandan da Malfoy''un neyin peşinde olduğunu öğrenmeye çalışan Harry''yi yine zor günler beklemektedir.''

Altını Çizdiğim Cümleler:
''Ah, neredeyse unutuyordum,' diye eklemişti Fudge. 'Üç büyücü turnuvası için üç yabancı ejderha ve bir sfenk ithal ediyoruz, epeyce alışılmış bir şey bu, ama Sihirli Yaratıkların Düzenlenmesi ve Kontrolü Departmanı bana kural kitabına göre sizi ülkeye epey tehlikeli yaratıkları getirdiğimizden haberdar etmemiz gerektiğini söylüyor.''

''Fenrir Greyback, belki de bugün hayatta olan en acımasız ve zalim kurt adamdır. Hayatında umursadığı tek görevi ısırarak mümkün olduğunca çok insana bulaştırarak , büyücüleri yenecek kadar çok kurt adam yaratmak istiyor. Voldemort hizmetleri karşılığında avlayarak yaşamasına söz verdi. Greyback'in uzmanlık alanı çocuklardır... Onları çocukken ısırıyor dedi ve onları ebeveynlerinden uzakta, normal büyücülerden nefret ettirerek büyütüyor.''

''Büyüklük gıpta ettirir, gıpta etmek kini doğurur, kin de yalanları açığa çıkartır.''

''Pekala, yani, ruhunu parçalıyorsun,' dedi Slughorn, 've ruhundan bir parçayı vücudunun dışındaki bir parçanın içine saklıyorsun. Sonra, eğer biri bedenine saldırırsa veya yok ederse, ruhundan kalan maddi ve zarar görmemiş parça sayesinde ölmezsin. Fakat, tabii ki, böyle bir biçimde var olursun...'
Slughorn'un yüzü buruştu ve Harry kendini neredeyse iki yıl önce duyduğu sözleri hatırlarken buldu: 'Bedenimden koparılmıştım, bir ruhtan daha azdım, bir hayaletten daha değersizdim... fakat, halen canlıydım.'

''Karanlıkta uçarlarken, daha önce yürüdükleri yol altlarında kıvrılıyordu, Harry kulağında fısıldayan gecenin sesi arasında Dumbledore'un yine başka bir dilde bir şeyler mırıldandığını duydu. Harry sınırın üzerinden hızla arazilere doğru geçerlerken bir an elinin altında titreyen süpürgesini hissedince bunun sebebini anladı: Dumbledore şatonun çevresine yaptığı büyüleri çözüyordu, böylece hızla bu büyülerden geçebiliyorlardı.''

Keyifli okumalar :)

Harry Potter ve Zümrüdüanka Yoldaşlığı / Harry Potter and the Order of the Phoenix



Yazar: J. K. Rowling
Çeviri: Sevin Okyay | Kutlukhan Kutlu
Orijinal Dili: İngilizce
Basım Yılı: 2003
Yayınevi: Yapı Kredi Yayınları (Birinci Baskı 2003)

Arka Kapak Yazısı:
''Hogwarts Cadılık ve Büyücülük Okulu'ndaki beşinci yılında Harry, hayatını cehenneme çeviren sihirli/sihirsiz pek çok şeyle başa çıkmak zorunda: Yaz tatilini yanlarında harcadığı aptal akrabaları; ergenlik çağının isyanları, heyecanları, korkuları; onun gösteriş düşkünü bir yalancı olduğunu düşünenler; okulun işleyişine burnunu sokmaya çalışan Sihir Bakanlığı; öncekileri mumla aratan yeni bir Karanlık Sanatlara Karşı Savunma öğretmeni; yine karşı karşıya geldiği Ruh Emici'ler ve Ölüm Yiyen'ker; varlığını her zamankinden çok hissettiren Voldemort; ağır dersler, zor sınavlar, acımasız cezalar; sürekli yinelenen bir kâbus ve acıyan yara izi; ona en yakın insanlardan birinin ölümü; beş yıl gecikmeyle öğrendiği bir gerçek...
 Dizinin ilk dört kitabında gözlerimizin önünde adeta etten kemikten bir büyülü dünya kuran J. K. Rowling, yaratıcılığıyla yine başrolde: Satırlara ve satır aralarına serpiştirilmiş zekice ayrıntılar, olay örgüsünü daha da zenginleştiriyor ve büyülü dünyaya yeni renkler katıyor. Bu sürükleyici kitabı elinizden bırakamayıp kalınlığıyla ters orantılı hızda okuyacak ve tıpkı Harry gibi bir sonraki okul yılını iple çekerek Hogwarts'tan ayrılacaksınız.''

Altını Çizdiğim Cümleler:
''Eskiden ben henüz gençken
Ve Hogwarts yepyeniyken
Soylu okulumuzun kurucuları
Hiç düşünmezdi ayrılmayı.
Ortaktı çünkü özlemleri,
Tek amaçta birleşmişlerdi:
Dünyanın en iyi büyü okulunda
Bilgilerini aktarmaktı emelleri.
 "Birlikte kurup öğreteceğiz!"
Dört iyi dost bu kararı verdi
Gün gelip de ayrılabilecekleri
Akıllarından bile geçmezdi.
Slytherin'le Gryffindor gibi
İyi dostu nerde bulursun?
Velev ki aklına gelen örnek Hufflepuff'la Ravenclaw olsun...
İşler nasıl kötü gidebilirdi?
Böyle dostluklar çöker miydi?
Eh, ben oradaydım, anlatayım size
O hüzünlü, kederli hikâyeyi.
Dedi ki Slytherin, "Biz sadece Soyu en saf olanları eğitelim."
Dedi ki Ravenclaw, "Zekâsı en Güçlü olanlara ders verelim."
Dedi ki Gryffindor: "Öğrencilerimiz Kahramanlıkla ünlenmiş olmalı."
Dedi ki Hufflepuff: "Hepsine öğretirim, Hiçbirini birbirinden ayırmamalı."
Bu farklılıklar başlangıçta
Pek anlaşmazlığa yol açmadı
Neden derseniz, dört kurucunun da
İstediğini alacağı bir binası vardı.
Onun için Slytherin sadece safkan,
Kendi gibi kurnaz büyücüleri seçti,
Ravenclaw ince eledi sık dokudu,
Bir tek en zekilere ders verdi.
En cesurlar, en cüretkârlarsa
Yiğit Gryffindor'a gitti.
İyi kalpli Hufflepuff ötekileri aldı
Ve onlara tüm bilgisini aktardı.
Böylece binalarla kurucuları
Sürdürdü o sağlam, has dostluklarını.
Ve Hogwarts uyum içinde geçirdi
Nice mutlu yılları.
Sonra aramıza anlaşmazlık girdi
Hata ve korkularımızla beslendi.
Vaktiyle dört direk misali
Okulumuzu ayakta tutan dört bina
Birbirine cephe alıp bölündü
Hepsi çalıştı hâkim olmaya.
Bir süre herkes bekledi
Okul vakitsiz kapanacak dendi
Düello ve savaş yüzünden.
Dostun dostla çarpışmasından.
Ve sonunda o sabah geldi
İhtiyar Slytherin terk edip gitti.
Doğru, gerçi bitmişti mücadele
Ama keder yerleşti yüreğimize.
Ve dört kurucunun sayısı
Böylece üçe indi ineli
Binalar hiç tam birleşmedi
Eskiden amaçlandığı gibi.
Şimdi Seçmen Şapka burada
Bilinmedik bir şey yok ortada:
Sizi binalara ayırıyorum
Çünkü bunun için buradayım.
Ama bu yıl daha ileri gideceğim
Şarkımı can kulağıyla dinleyin:
Sizi ayırmaya mahkûm olsam da
Bu hâlâ yanlış geliyor bana,
Olsun, yapmam gerek görevimi
Her yıl dörde bölmeliyim sizleri
Yine de merak ediyorum, acaba
Seçme Korktuğum sona yol açmaz mı diye.
Ah, tehlikeleri bilin, okuyun işaretleri
Diye tarih uyarıyor bizi.
Çünkü Hogwarts'ımız tehlikede
Ölümcül dış düşmanların tehdidinde.
İşte onun için birleşmeliyiz
Yoksa içten ufalanır gideriz
Size söyledim, uyardım sizi...
Hadi, başlasın seçme şimdi!''

''Doğuştan sahip olduğunuz ender yetenekler eğer özenli bir öğrenimle beslenmez ve bilenmezse, hiçbir şey ifade etmez.''

''Dedi ki, 'onun anlaşmazlık ve düşmanlık tohumları ekme yeteneği çok büyüktür. Bununla, ancak ayı derecede güçlü bir dostluk ve güven bağı kurarak mücadele edebiliriz.''

''Ekim, uluyan rüzgarlar ve şiddetli yağmurlarla kendini tüketti ve her sabah düşen kırağısıyla, açıkta kalmış elleri ve yüzleri ısıran buz gibi rüzgarıyla, donmuş demir kadar soğuk Kasım geldi.''

 ''Hermione'nin açıklaması her şeyi kolaylaştıracağına, işleri daha da karmaşık hale getirmişti. İşte bize burada bunu öğretmeliler, diye düşündü, yan dönerek, kızların beyninin nasıl çalıştığını... en azından kehanetten daha faydalı olurdu.''

 ''Arkasındaki duvar posterlerle kaplıydı, üzerlerinde ise şöyle yazıyordu:
TEMİZ BİR KAZAN, İKSİRİN ZEHRE DÖNÜŞMESİNİ ÖNLER; EHİL BİR ŞİFACI TARAFINDAN ONAYLANMADIKÇA, PANZEHİR TAMZEHİR SAYILIR.''

Keyifli okumalar : )

Harry Potter ve Ateş Kadehi / Harry Potter and the Goblet of Fire



Yazar: J. K. Rowling
Çeviri: Sevin Okyay | Kutlukhan Kutlu
Orijinal Dili: İngilizce
Basım Yılı: 2000
Yayınevi: Yapı Kredi Yayınları (Birinci Baskı 2001)

Arka Kapak Yazısı:
''Harry Potter dizisinin dördüncü kitabı Harry Potter ve Ateş Kadehi, Hogwarts Cadılık ve Büyücülük Okulu'nda dördüncü sınıfa geçen Harry'nin başından geçenleri konu alıyor.

Yaz tatilinde yanlarında kaldığı Dursley'lerden bir an önce kurtulmak isteyen Harry, bir yolunu bulup arkadaşlarıyla birlikte Quidditch Dünya Kupası finalini izlemeye gidiyor. Bu yıl okuldaki en büyük yenilik ise Üçbüyücü Turnuvası. Hogwarts'ın yanı sıra iki rakip büyücülük okulunun katılımıyla gerçekleşen bu etkinlik, yüz yıldan beri ilk kez düzenleniyor.

Büyücülük dünyasında her şey her zaman olduğu gibi heyecanla, sürükleyici ve şaşırtıcı. Ancak Harry'nin alnındaki yara izinin ikide bir acıması, korkunç bir olayın yaklaşmakta olduğunun habercisi.''

Altını Çizdiğim Cümleler:
''Bir adamın nasıl biri olduğunu anlamak istiyorsan, kendisiyle eşit olanlara değil, astlarına nasıl muamele ettiğine bak.''

''Harry gözlerini taş çanaktan alamadan oturdu, içindeki madde eski gümüşi-beyaz haline dönmüştü, anaforlar oluşturuyor, dalgalanıyordu.
''Nedir bu?'' diye sordu Harry titrek bir sesle.
''Bu mu? Buna Düşünseli deniyor,'' dedi Dumbledore. ''Bazen zihnime çok fazla düşünce ve anının tıkıştırılmış olduğunu hissediyorum, eminim bunun nasıl bir his olduğunu bilirsin.''
''Şey,'' dedi Harry. Doğrusu buna benzer bir şey hissettiğini hatırlamıyordu.
''Böyle zamanlarda,'' dedi Dumbledore, taş çanağı iğşaret ederek, ''Düşünseli'ni kullanırım. Basit bir işlem: Zihnindeki fazla düşünceleri dışarı akıtıp çanağa dolduruyor, sonra da gönlünce inceleyebiliyorsun. Anlıyorsun ya, kalıplar ve bağlantılar bu biçimdeyken onları saptamak daha kolay oluyor.''

''Merak günah değildir,'' dedi. ''Ama merak ederken ihtiyatı elden bırakmamalıyız... Hem de nasıl...''


Öyle bir kaptırmışım ki okumaya, pek çok cümlenin altını çizmeyi unutmuşum :)
Yedi kitaptan oluşan setim elime ulaştığında, tekrar-zevkle okurken çizer, gönderilerimi de güncellerim artık.

Keyifli okumalar :)

Harry Potter ve Azkaban Tutsağı / Harry Potter and the Prisoner of Azkaban


Yazar: J. K. Rowling
Çeviri: Sevin Okyay | Kutlukhan Kutlu
Orijinal Dili: İngilizce
Basım Yılı: 1999
Yayınevi: Yapı Kredi Yayınları (Birinci Baskı 2001)

Arka Kapak Yazısı:
''Sirius Black adında azılı bir katil, tüyler ürpertici Azkaban kalesinde tam on iki yıl boyunca tutsak kalmıştır. Tek lanetle on üç kişiyi birden öldüren Black'in, Karanlık Lord Voldemort'un hizmetkârı olduğuna kesin gözüyle bakılmaktadır. Bir yolunu bulup Azkaban'dan kaçan Black'in peşinde olduğu bir tek kişi vardır: Harry Potter. Harry, büyücülük okulunun sihirli duvarları arasındayken, arkadaşları ve öğretmenleriyle birlikteyken bile güvende değildir. Çünkü aralarında bir hain olabilir. Okuldaki üçüncü yılında Harry'yi, yeni bir Karanlık Sanatlara Karşı Savunma öğretmeni, ilk kez alacağı Kehanet dersi, heyecanlı Quidditch maçları ve büyücülük köyü Hogsmeade bekliyor. Ama Harry'nin öncelikle Sirius Black'in elinden kurtulması gerek. Harry Potter ve Azkaban Tutsağı, beklenmedik gelişmelerle her sayfasında okuru biraz daha şaşırtan, biraz daha heyecanlandıran bir kitap.''

Altını Çizdiğim Cümleler:
''Ecel'i görüp korkudan ölüyorlar demek. Ecel ölümün alameti değil, sebebi yani!''

''Ruh Emici'ler bu dünyadaki en berbat yaratıklardandır. En karanlık, en pis yerlerde barınırlar, çürümeden ve umutsuzluktan zevk alırlar, etraflarındaki huzuru, umudu ve mutluluğu kuruturlar. Muggle'lar bile, her ne kadar onları göremeseler de, varlıklarını hissederler. Bir Ruh Emici'ye fazla yaklaşıldığında bütün iyi duyguların, bütün mutlu anıların emilip alınır senden. Bir Ruh Emici, eğer başarabilir de seninle uzun süre beslenirse, sonunda seni de kendi gibi bir şey haline getirir -ruhsuz ve kötücül. Elinde hayatındaki en kötü deneyimlerin dışında bir şey kalmaz.''

''Asasını çıkardı, parşömene hafifçe dokunup, “Bütün ciddiyetimle yemin ederim ki, hayırlı bir şey düşünmüyorum,” dedi.
Ve bir anda George’un asasını dokunduğu noktadan çizgiler çıkmaya, parşömeni bir örümcek ağı gibi sarmaya başladı, büyük, kıvrımlı yeşil kelimeler:
Mösyöler Aylak, Kılkuyruk, Patiayak ve Çatalak
Sihirli Muziplik Sanatçılarının Yardakçıları gururla sunar: ÇAPULCU HARİTASI''

''EXPECTO PATRONUM!''

Keyifli okumalar :)

Muggle Born


(Neden Muggle doğmuşum ben? :/ Neden? Neden?)
Son zamanlarda Harry Potter ile uykuya dalıp, Sirius Black ile güne başladığımı herkeşler biliyor artık :)
J. K. Rowling'in, aldığı her bi' pound'u sonuna dek hakettiği kanısındayım; böyle bi' hayal gücü, böylesine akıcı bi' anlatım... mutteşem!

Harry Potter ve Zümrüdüanka Yoldaşlığı'nı dün gece bitirdim... ama ne bitirmek.
Gittikçe o büyülü dünyaya daldım, Hogwarts koridorlarında dolaşır oldum, iksir derslerine katılıyordum :)
Kitap mutfakta, tuvalette, yatakta, asansörde, tramvayda, yolda, ofiste sürekli elimdeydi.
Fırsat bulduğum her beş dakika boşlukta kitaba yapıştım :)
Bazen abarttığım da oldu -nasıl kaptırıyorsam kendimi okumaya- neler geldi başıma ? :)

* Biraz hava almak istemiştim, ofisten dışarı çıkıyorum... güneş pırıl pırıl dışarda, yayılıp-dökülüp okumak var. Asansörde okumaya başladım, şirketin genel müdürü asansöre binmiş, farkında değilim.
GM: Merhaba Alicia :)
Ben: Aaa, merhaba Max :)
GM: Kindle mı o?
Ben: Nook
GM: Ne zaman seni görsem okuyorsun
Ben: Çok seviyorum okumayı
GM: Ben de seviyorum ama kağıt-mürekkep bana daha çekici geliyor
Ben: Ama bu da aynı hissi veriyor, bakın (der Nook'u gözüne sokarım adamın)
GM: Hmmm... güzelmiş. Türkçe bu, değil mi? Ne okuyorsun?
Ben: Evet, Türkçe. Hmmm. Harry Potter :)))
GM: :D :D :D İyiymiş.
Ben: Hem de çok iyi :D :D :D
Adam o günden beri ne zaman beni görse bi' sempatik bi' şirin sırıtış suratında :)))

* Yangın tatbikatı yapılıyor, alarm çalıyor deli gibi.
Müdürüm; ''panik yok, eşyalarınızı bırakın, çıkışa yönelin''
M: Sen kalıyorsun sanırım
Ben: Reader'ımı alayım hemen geliyorum
M: Yansak gitsek sen hala okuma derdindesin
Ben: Öleceksem, kitap okurken öleyim :D :D :D

* İşten çıkmışım, tramvay bekliyorum, durakta başladım okumaya.
Evimize iki adet tramvay gidiyor: 14 ve 20 numaralar.
Nasıl kaptırdıysam tramvay geliyor, başımı kaldırıp bakıyorum sonra dönüp okumaya devam ediyorum... bir kaç dakika sonra iç sesim başlıyor konuşmaya: ''Asya kızım, o giden tramvay 14 numara değil miydi?'' kalkıp bakıyorum bir sonraki gelecek olana... on dakika var. Okumaya devam. Arada başka numaralar geliyor, başımı kaldırıp bakıyorum: 2-6-7-17... dönüp okuyorum derken iç ses başlıyor yine: ''Son giden 20 numara değil miydi?'' böyle böyle sanırım 2-3 tramvay kaçırarak durakta yarım saatten fazla bekledim :)
Neyse, 17 numara geldi, dedim ''eve iki durak kala iner, o durakta 14 veya 20 için beklerim.''
Bindim tramvaya, ama nasıl kaptırdıysam kendimi, başımı kaldırdığımda hiç bilmediğim bi' güzergahta seyrediyordu tramvay :)
Hemen indim, yolun karşısına geçip geri dönmek için tramvay beklemeye başladım. Geldi... bindim.
Yine kaptırmışım, inmem gereken duraktan bir sonrakinde inebildim.
Dedim ''başka numaraya binmek yok kızım! 14 veya 20'yi bekleyeceksin!''
Neyse, geldi tramvayım, bindim evime üç durak öncesinden... yine kaptırmışım, kafamı kaldırdığımda durağı kaçırmıştım :)
Yine indim... hala okuyorum ama bu arada, gözümü ayıramıyorum kitaptan, geçtim karşı tarafa, başladım dönüş tramvayını beklemeye.
Geldi.. bu sefer akıllılık edip kapı kenarında ayakta durdum, okuyordum hala ama dalmadım okumaya.
İndim durağımızda, eve geldim. Bir buçuk saat kadar geç kalmışım. Sevgilim kapıyı açtı, başladım kahkaha atmaya :)))
Anlattım ne halt yediğimi ona, söz verdirdim dalga geçmeyeceğine ama anlatmadan önce.
Şimdi her yüzüme baktığında, suratında alaycı-kocaman bi' sırıtış! :)))
Sözünü tutuyor, dalga geçmiyor güya!!!
Başkası yapsa, ben böyle bi' halt yedim dese gülerdim, ''Yok artık!'' derdim :)
Başıma geldi... ''Olabüle'' diyorum :)
Kitap okuma sevdası böyle bi' şey işte.

Ne mutlu bana ki, beni benden alan, sıkmayan-bıktırmayan bi' seri yakalamışım ve zevkle okuyorum. Son iki kitap, artık sona yaklaşıyorum diye bi' yandan da üzülüyorum :(
Canım arkadaşım Nihan Sarı, bi' kaç gün önce Twitter'da bir kaç gönderi yaptı üstüste, çok hoşuma gitti, iznini almadım ama buraya aynen kopyala-yapıştır yapıyorum:

''Hayatım boyunca öyle üzüntüler sıkıntılar yaşadım ki, başkası olsa altından kalkamazdı. Ama insanoğlu işte dağın çekemediğini...
...çekiyor. Neden mi fantastik yazıyorum, çünkü gerçeklere katlanamama gibi bir durumum var. İnsanların edebiyat dediği sıkıntı....
....dolu cümlelerin verdiği duyguları gerçek hayatta en yoğun yaşayan biri olarak artık onlardan uzak kalmaya ihtiyacım var....
...fantastik dunyanın gerçeküstülüğü ruhumu iyileştiriyor... Kimileri bunu insanların benliğine dokunan yazılar felsefeler düşün...
..sistemleri olarak ortaya atıyor. Buyuk yazarlar ressamlar yaşadıklarının sonucunda insanların kalbine inmeyi bu kadar...
...iyi başarır. Bense tüm olanları itip kabul etmeyenlerdenim. İşte fantastik edebiyat bana bunu sağladı. Hayatım boyunca gerçek...
...leri yazmaya niyetim yok. Hayatınız fazla gerçek olduğunda hayallere sığınırsınız. Kendinizle ilgili gerçekler kalbinizi o kadar...
...kırmıştır ki gerçeklere, dunyanın ve insanların gerçeklerine çok tahammülünüz kalmamıştır...Daha güçlülerden olmak ister ...
...ve onları arkanıza almaz, benim yaptığım gibi karşınıza alırsınız. Boylece buyuk ve gerçek olmak yerine....
...küçük ve hayalperest olursunuz. Kendime yazdım hepsini. Ve içimden aferin dedim kendime.
Hayatım boyunca, eğer romanlarımı yazmaya devam edersem, süslü cümlelerin ve ağır duyguların esiri olmak istememek kendi....
...tercihim olacak. Çünkü ben gerçek hislerimi yazamayacak kadar gururluyum sanırım.
Şimdi eğlenmek için yazıyorum o ayrı..:))))''

Ben de cevap yazdım ona:
''@nihansari 'Gerçek'lik gözümü açtığım an suratıma tokat gibi çarparken, 'gerçek'leri okumam bana ne katabilir ki zaten? diye düşünüyorum.''

Gerçekten, sabah gözümüzü açtığımız an'dan, gece yatağa girip gözümüzü kapadığımız an'a dek sürekli bi' gerçekliğe maruz kalıyoruz.
Dertler, sıkıntılar, bildik sorunlar, hastalıklar, yaşam mücadelesi, borçlar, ufacık mutluluklar vs.
Bugüne dek, okurken beni gerçeklikle ilgisi olmayan - bilmediğimiz - tanımadığımız dünyalara alıp götüren kitaplara ölüp biterken, neden 'yok aldattım, yok aldatıldım, yok mücadele ettim, yok kaybettim' kitapları okurken sıkıldığımı, hatta 'bitse de güzel bi' kitaba başlasam' dediğimi sorgulamamıştım.
Artık fantastik kitapları neden diğerlerinden kat be kat fazla sevdiğimi artık biliyorum :)

Böleyken böle işte :)
Hastayım ama mutluyum... çünkü raporluyum :)
Hava buz gibi, şakır-şukur yağmur yağıyor ve ben, kedim-kahvem-kitabım şeklinde sıcacık evimizin tadını çıkarıyorum :)
Harry Potter'a devam! :)))

(Ah ulen! Muggle doğmamış olmak vardı! Süpürgem-asam... neler yapardım neler ;)  Benden şahane büyücü olurdu!)
Görsel : Google Images

Harry Potter ve Sırlar Odası / Harry Potter and the Chamber of Secrets


Yazar: J. K. Rowling
Çeviri: Sevin Okyay
Orijinal Dili: İngilizce
Basım Yılı: 1998
Yayınevi: Yapı Kredi Yayınları (Birinci Baskı 2001)

Arka Kapak Yazısı:
''Dursley'ler o yaz öylesine çekilmez olmuşlardır ki, Harry bir an önce okulu Hogwarts'a geri dönmek için can atmaktadır. Eşyalarını toplarken ortaya çıkan ev cini Dobby ise onu uyarır: Hogwarts'a dönerse, bir felaket olacaktır. Olur da: Sırlar Odası'nın açılmasıyla ortaya çıkan karanlık bir güç, Hogwarts'takileri taşa çevirmeye başlar. Harry, hayatını tehlikeye atarak, Oda'nın elli yıllık ölümcül gizemini çözmeye çalışır. Ve gerçekten de başına gelmedik felaket kalmaz.

Harry Potter'ın okuldaki ikinci yılını anlatan Harry Potter ve Sırlar Odası'nda J.K. Rowling, bildik öğrenci sorunlarını -kıskançlıklar, rekabetler, çekingenlikler- yer yer ürkütücü, yer yer komik düşsel öğelerle ustaca iç içe geçiriyor. Dizinin ilk kitabı Harry Potter ve Felsefe Taşı kadar sürükleyici olan bu ikinci kitabı heyecandan soluğunuzu tutarak okuyacaksınız.''

Altını Çizdiğim Cümleler:
''Ün, gelgeç gönüllü bir dosttur Harry'' ya da ''Şöhretin sağı solu belli olmaz, unutma bunu.''

''Modern sihrin dünyasında kendinizi geride kalmış gibi mi hissediyorsunuz? Basit bir büyüyü bile yapamadığınız için kendinizi mazeret uydururken mi buluyorsunuz? Asanızla yaptığınız keder verici marifetler hiç alay konusu olmanıza yol açtı mı?
Bir çare var!
Şipşak Büyü yepyeni, hata yapmayan, çabuk sonuç alan, kolay öğreten bir kurstur. Yüzlerce cadıyla büyücü, Şipşak Büyü metodundan yararlanmıştır!''

(Ah keşkem keşkem dedim bu cümleyi okuduğumda, olsa da öğrensek :) )

''Yağmur, şimdi mürekkep siyahı olan pencere camlarını hala dövüyordu, ama içeride her şey pırıl pırıldı, neşeliydi.''

''Bir Kofti, büyücü ailesinde doğan, ama sihirli gücü olmayan kişidir.''

''Kendi kendine düşünebilen bir şeye, beyninin nerede saklı olduğunu göremiyorsan, güvenme.''

''Bize aslında kim olduğumuzu gösteren şey, yeteneklerimizden çok seçimlerimizdir.''

Harry Potter  maceram devam ediyor :)
Ben çok sevdim bu seriyi, dilerim siz de seversiniz.

Keyifli  okumalar :)

Harry Potter ve Felsefe Taşı / Harry Potter and the Philosopher's Stone


Yazar: J. K. Rowling
Çeviri: Ülkü Tamer
Orijinal Dili: İngilizce
Basım Yılı: 1997
Yayınevi: Yapı Kredi Yayınları (Birinci Baskı 2001)

Arka Kapak Yazısı:
''Harry Potter sıradan bir çocuk olduğunu sanırken, bir baykuşun getirdiği mektuplarla yaşamı değişir: Başvurmadığı halde Hogwarts Cadılık ve Büyücülük Okulu'na kabul edilmiştir. Burada birbirinden ilginç dersler alır, iki arkadaşıyla birlikte maceradan maceraya koşar. Yaşayarak öğrendikleri sayesinde küçük yaşta becerikli bir büyücü olup çıkar.

J.K. Rowling'in zengin düşgücü, onu bebeğiyle yalnız yaşayan sıradan bir anneden, kitapları dünyada 90 milyondan fazla satan, 40'tan fazla dile çevrilen parlak bir yazara dönüştürdü. Kitapların artık "sanal" ortamda okunmaya başladığı bir çağda, Harry Potter genç kuşağı "gerçek" bir kitabın sayfaları arasında yepyeni bir dünyayı keşfetmenin heyecanıyla tanıştırdı. Bu heyecan daha da artacak: Çok yakında Harry Potter'ın sinema filmi gösterime girecek.

Harry Potter'ın baş döndürücü "büyülü" dünyasına adım atmadan önce kemerlerinizi bağlayın!''

Altını Çizdiğim Cümleler:
''Gir bakalım, yabancı, ama dikkat et, sakın kendini koyverip de hırsa kapılmayasın. Alın teri dökmeden köşe dönme hevesi canına okur sonra, bak bizden söylemesi. Senin olmayan bir şeyi yürüteceksen unut, aklını başına al, sonra da kendini tut. Hırsızlığa kalkarsan, bir daha düşün yine, başka şeyler bulursun altın yerine.''

“Bu şapka, dersiniz, çirkin mi çirkin! Ama öyle hemen karar vermeyin. Toz olurum varsa benden güzeli, Eşsizim kendimi bildim bileli. Ne kasket dinlerim ne de silindir, Şampiyonluk kaçmaz, hep bana gelir. Hogwarts okulunda Seçmen Şapka’yım, Her gün, her ay, her yıl başka başkayım. Karşımda şöyle bir ürperin biraz Dünyada hiçbir şey gözümden kaçmaz. Eğer geçirirsen beni başına Gideceğin yen söylerim sana. Seni Gryffindor’a yollarım belki, Zamanla olursun aslanın teki, Yiğittir orada kalan çocuklar, Hepsinin yüreği, nah, mangal kadar. Belki de düşersin Hufflepuff’a Haksızlığı hemen kaldırıp rafa Adalet uğruna savaş verirsin Her yere mutluluk götürmek için. Ravenclaw kısmetin belki, Oradakilerin hiç çıkmaz sesi, Mantıktır onlarca önemli olan, Öyle kurtulurlar tüm sorunlardan. Düşersin belki de Slytherin’e sen, Bir başkadır sanki oraya giden, Amaçları için neler yapmazlar Açıklasam bitmez sabaha kadar. Giy kafana beni! Çekinme sakın! Birinci koşul bu: Korkmayacaksın! Hiç kimseye gelmez kötülük benden, Şapkalar içinde en uysalım ben.”

''Bazı olaylar vardır, dostluklara yol açar, dört metre boyunda bir ifritin canına okumak da öyle bir olaydı işte.''

''Görünmez insanlarla dolu bir odaya mı girmişti? Aynanın özelliği, ister görünür olsun, ister görünmez olsun, her şeyi yansıtmak mıydı?''

''Bu ayna yüreklerimizin derinliklerinde yatan tutkuları, istekleri gösterir bize.''

'' İyiyle kötü diye bir şey yoktur, güç vardır sadece, bir de o gücü elde edemeyecek kadar zayıf olanlar...''

Bu kadar cümle çok bile :)
Harry Potter'a hayran oldum!
Hayatımda okurken zamanın nasıl geçtiğini fark etmediğim ve elimden bırakamadığım nadir kitaplardan biriydi.
Dilerim, siz de benim gibi bu maceraya zevkle dalarsınız.

Keyifli okumalar :)
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

...yavrum seni layk ettim...