Gözümün Gördükleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Gözümün Gördükleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

S.ella was here!

Pazar günü yürüyüşe çıktım.
Biraz alışveriş, biraz keşif yaptım :)
Bu kez fotoğraf çekme imkanım oldu, birkaçını sizlerle paylaşayım istedim.

Bende mi bir gariplik var yoksa herkes mi aynı hisseder bu güzellikler karşısında...
bilmiyorum.
Sanırım bu şehre aşık oluyorum :)

Sevgilerimle.

Görsel: Sahibinin sesi - Sittirella marka

Emeklilik evim

Her yıl, -hemen aynı zamanlara denk getirdiğimiz- bi' hafta sonu, sabahın köründen akşam serinliğine dek bahçe keyfi/mangal keyfi yapıyoruz arkadaşlarımızın annesinin evinde...
Kadro hep aynı... o kadar seviyorum ki orada olmayı...
Emeklilik hayalim ; o evin tıpkısının aynısının kopyasına sahip olmak :)
Buyurun buradan bakın;


Bu eve bakarken kötü bi' şey hissetmem mümkün değil ki...


Kim bu kadar cici, yaşanası bir evi olsun istemez...










 Görsel: Sahibinin sesi - Sittirella marka

Hobi bahçeleri

Dün, bi' nedenden dolayı hobi bahçemizdeki kulübemize gidip bi' şeyler almamız gerekti.
Bahçelerin olduğu alana geldiğimizde baharın gözüme sunduğu güzelliklerden yüzüme kocaman bi' gülümseme yerleşti :)



Rengarenk kulübeler, bahçe evleri, aksesuarları...



Düşünüyorum da, burada kış çok sert geçiyor. Evinin bahçeli olmasının bahar-yaz ayları gelmedikçe hiçbi' anlamı yok.
Aksine, kışın kardan, baharda yağmurdan insanın başına bi' ton uğraş çıkarıyor. Temizlemesi çok zor oluyor. Bu sebeple insanlar burada hobi bahçeleri satın almayı tercih ediyorlar.
Herkes baharla beraber kışın kasvetini üstünden atmak ve güneşten daha fazla yararlanmak için hobi bahçelerine akın ediyor. Belki biraz da evden kaçmak için :) Bi' nevi kafalarını dinleyip stres atıyorlar. Bazıları çok iddialı ekip biçme konusunda, bazıları ise sadece çiçeklerle ilgileniyor.



Yürüdükçe içim açıldı. Temiz havayı ciğerlerime doldurdum. Bahçelerden birbirinden güzel kokular geliyordu. Ağaçların çiçeklerinin kokusu hafifçe esen rüzgarla resmen koku şölenine çevirmişti ortalığı. Sonra bahçelere daha dikkatli bakmaya başladım. Çok ilginç ama kimsenin bizim ülkemizde olduğu gibi hırsızlık, kaybetme, bahçesini korumak gibi tasası yok.



Hemen herkes rüzgar ve yağmur ihtimaline karşı kulübelerin pencerelerini sıkıca kapatıyor. Bahçenin kapısını çekip gidiyor. Bunu -memleketimi düşündükçe- içim acıyarak söylüyorum ki, burada insanlar birbirinin emeğine çok daha fazla özen gösterip, kimsenin hakkını çalmaya çalışmıyorlar. Üstte duran resim bizim bahçemiz. Geldik, alacağımızı aldık ve ben bi' kaç kare fotoğraf çektim sırf burada paylaşmak için.



Tam çıkarken yan komşumuzun yeni boyadığı kulübesi gözüme çarptı :) O kadar cici göründü ki gözüme, bi' kare de komşu bahçesini çekeyim dedim. Tabi biraz da hayıflandım. Herkes yaza hazırlığını neredeyse tamamlamış, bizim kulübe hala boyanacak. Perdeler bile değişmedi bu yıl :)



O derece tembellik... aslında vakitsizlikten ve bu yıl baharın bi' türlü gelememesinden kaynaklandı her şey . Ben şu satırları yazarken bile şimşekler eşliğinde yağmur yağıyor. Mayıs için de güneşli, sıcacık günlere olan umudumuz bitti, kısmetse Haziran'a artık :)
Neyse... komşumuzun kulübesini cici-bici görünce hemen fotoğrafladım :)



Sonra sağa bakıp 'ay kediye bak, ne cici'...



Sola bakıp ' ay harika olmuş burası'...



Karşıya bakıp 'şu kulübenin renkleri ne kadar uyumlu'...



Derken baktım bissürü fotoğraf çekmişim :)





Ve bahçelerin bulunduğu kısımdan çıkana dek yürüdüğümüz yolda gözüme çarpan diğer bahçe manzaraları...













Yağmurlar bitse de kendimizi toprağa, güneşe teslim etsek artık...

Görsel: Google Images

Yürüyüş


Dün yürüyüşe çıktım.
Hava soğuktu fakat bahar gelmişti :)
Mis gibi kokuyordu çiçekler. Her yer renklenmişti. Büyüklerimiz der ya, "gelinlik kızlar gibi" çiçeklenmişti hemen hemen tüm ağaçlar.



Bayılıyorum buranın mimarisine. Evler tam yaşamalık.



Genelde iki veya üç katlı, dik çatılı, bahçeli evler. İlk gördüğümde ''nerede bu evin balkonu?'' diye sormuştum yanımdakilere :) Yok... balkon, teras, vs. yok.
Sen kalk koskoca ev yap ama iki-üç metrekarecik balkonu çok gör, yüzlerce metrekarelik eve :)



İlk bakışta saçma gelmişti. Sonra yaşayarak öğrendim ki, balkon kültürleri olmamasının sebebi iklim. Hem hepsi balkonsuz değil tabi evlerin. Bi' kısmının var balkonları.



Adamlarda bizdeki gibi sıcaktan uyuyamadığımız üç ay yaz yok ki... Yaz ortası akşamüstü hırkasızsan yandın, üşüyor insan. Nerde balkona oturup, şöyle çayı demleyip açık havanın, güneşin, yazın tadını çıkarmalar...
Biber, patlıcan, bamya dizip balkonda güneşte bırakmalar.
Kış için sebze kurutmak yok, salça yapmak... imkansız. Tarhana yapmak... hayal.
Bunları yazarken geçen yıl çektiğim bi'kaç fotoğraf buldum. Onları da eklemeye karar verdim.
Yürüyüşüm boyunca gözüme takılanlar :)

























































Şimdilik bu kadar :)
Bahar yağmurlarının tadını çıkarmak düşüyor bugünlerde bana.
Kahve-yağmur-blabla :)

Görsel: Sahibinin sesi - Sittirella marka
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

...yavrum seni layk ettim...