Hayat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Hayat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Uykudan önce


Fırtına öncesi sessizliğimdir uykularım.
Uçurumun kenarından çivileme atlarım rüyalar ülkesine.
Bilirim, göz açıncaya dek sürer
Ama buna değer..
Sonra yine kopar fırtına, yine hayata diş-tırnak tutunma çabası...
Rüyalarımla hayallerim birbirine çarpıladursun,
Gerçeklerin toplamı; hayat...

Görsel: Google Images

Mim


Sağ olsun 3prenses mimlemiş :) Uslu duramamış.
Aşağıdaki kelimelerin benim için neler ifade ettiğini söyleyecekmişim. Bakalım neler çıkacak :)

Felsefem : 'Su' gibi ol.
''... Sen, hep su olduğunu düşün.
Su gibi güzel, su gibi yararlı, su gibi vazgeçilmez…
Ve su gibi hayat kaynağı olduğunu düşün.
Ama su gibi yaşatıcı ol; su gibi yıkıcı, sürükleyici ve öldürücü değil...
Sen bir su ol…
Ama rahmet ol; Afet değil.
Su isen tarlalarını basma insanların, yuvalarını yıkma, ocaklarını söndürme... sana “felaket” denmesin...''


''...Ayrıca su gibi sakin olabileceğin gibi, su gibi de “kıyametler” koparıcı olabileceğini unutma… Unutma; senin işin rahmet olmak, afet değil!
Vadiler varken önünde ve ovalar varken, yayılabileceğin; küçük ırmaklara ayırabiliyorsan kendini ve bardaklara bölebiliyorsan... hayat verirsin çevrene.
Ve yaşayabilirsin dünya dönmesine devam ettiği müddetçe.
Yoksa hep duyulmayan, dinlenmeyen, korkulan ve kaçılan olursun. Seller, afetler gibi...''
Mevlana

Hayat : çok ta ciddiye alınmaması gerekendir.

Günüm, dünümden mutlu olsun...

Güneş : gibi hayatına doğduklarım var...
''...güneş batar... yeniden doğmak için...''

Gözler : sana baktığında gülümsüyorsa eğer... sonu ölüm bile olsa yaşamaya değer.

''...sözler az kalır , çaresiz kalır, gözler anlatır.''
Pinhani

Yıldızlar : bi' avuç tozu var sedef kakmalı kutumda , her gece serpiyorum rüyalarıma.

''...Şimdi biz neyiz biliyor musun?
Akıp giden zamana göz kırpan yorgun yıldızlar gibiyiz.
Birbirine uzanamayan,
Boşlukta iki yalnız yıldız gibi...
Acı çekiyor ve kendimize gömülüyoruz
Bir zaman sonra batık bir aşktan geriye kalan iki enkaz olacağız yalnızca.
Kendi denizlerimizde sessiz sedasız boğulacağız...''
Murathan Mungan

Güzellik : bastıramaz ki kalbinden gelen küf kokularını yüzün 'emanet' güzelliği...

''... güzelliğin on par' etmez, bu bendeki aşk olmasa...''
Aşık Veysel

Sevgi : neden destanlar yazılır ki uğruna? çok mu zor sevmesi? çok mu zor...
Sevdikçe tükenecek misin sanki?

''...biz ne zaman yelken açsak sevdalara,
kesiliyor bütün rüzgarlar,
ve biz ne zaman bir parça aşk istesek,
yalnızlık kesiyor önümüzü...''
Cemal Süreya

Aşk : bi' kere düşmeye gör... geçmez hastalık.

''...her şeyden önce aşk verilmiş bir sözdü benim için
gün, ay, saat, hafta; takvim işi zaman yani
Aldıkça dönemeçleri  değişmedi  hiçbir şey
yalnızca ufuklar yeniledim...''
Murathan Mungan

Müzik : ruhuna dokunan... ruhunu doyurandır. (ruh maması)

''Müzik öyle bir denizdir ki, ben paçaları sıvadım hala içine giremedim.''
Dede Efendi

Dost : kendine seçtiğindir.

''...Ben dostlarımı ne kalbimle ne de aklımla severim.
Olur ya,
Kalp durur...
Akıl unutur...
Ben dostlarımı ruhumla severim.
O ne durur, ne de unutur.''
Mevlana

Para : insanlığın en büyük yalanı.
Bi' yalan uğruna vicdadını karalama.

Zaman : ya yetmeyen, ya geçmeyendir.

''...Zamanı öğrendim.
Yarıştım onunla...
Zamanla yarışılmayacağını, zamanla barışılacağını, zamanla öğrendim...''
Mevlana

Erkekler : hepsi sizin olsun.
Hep vurursunuz erkekleri yerden yere... nedir derdiniz onlarla? Sordunuz mu kızlar kendinize bi' kere?

Savaş : barış için savaşmak... bu değil mi insanoğlunun en büyük çelişkisi?

"Bir diyalog iki monologdan daha iyidir."
Max M.Kampelman

Ağlamak : Ruh yıkanması.

Ağlamak güzeldir. Süzülürken yaşlar gözünden. Sakın utanma.
Sezen Aksu

Deniz : gözümün huzur vereni... içimin mavi sesi.

yol kenarındaki
yağmur mazgallarını
kumbara sanıp
harçlığımı atardım
bu yüzden en çok
denizden alacaklıyım.
Sunay Akın

Ayna : seviyorum bana aksettirdiğini...

Aynada çirkinliğini görünce aynaya kızma...
Mevlana

Hayal : mesleğim bu; 'hayalperestlik'
Hayallerinin peşinden koş... mutlaka bi' gün yorulacaklardır.



Görsel: Google Images

Bir ömre sığdıramayacağım hayallerim var


Ömür dediğin ne ki?

Daha dün babannemin 2 odalı kutu gibi şirin evinde bulabildiğim tüm minder ve yastıklardan çek-yat destekli oyuncak evler yapıyordum. İçine kendimi zor sığdırıyor ellerimle yaptığım kalemde kimsenin beni bulamayacağına emin hayaller kuruyordum.

Babannemle beraber, küçücük oklavamla minicik hamurlar açıp kuzinede ziyafetler hazırlıyordum.
Sokakta bulduğum kırmızı biberi ruj yapıp dudaklarıma, far yapıp göz kapaklarıma sürüyordum... Sonra kilo kilo domatesle, dudaklarımın ve gözlerimin acısını dindirmeye çalışıyordu bizimkiler...

Daha dün...
İki begonya saksısı arasına çamaşır ipi kurup, oyuncak bebeğimin yıkadığım çamaşırlarını asıp, saksılar devrilince veya çiçeklerden biri kırılınca 'babanneeeeeee, ağaç söküldü' diye bas bas bağırıyordum.
Düşüyordum... dizlerim kanıyordu, acımdan gözümden yaş geldiği halde hala sokakta 'istop' oynuyordum.
Elimde salçalı ekmek, diğer elimde 2-3 sap taze soğan, dudağımın kenarı kırmızı, bi' gözüm oyunda... yerime başkası oyuna girer korkusuyla boğulacak hızda ekmeğimi yiyordum.
Yaz geceleri bahçede pırıl pırıl yıldızlarla bezeli gökyüzüne bakıp hayaller kuruyordum... Bugün asla hatırlayamadığım hayaller...

Büyüyordum... dün.
Bugün oldu, büyüdüm.

Gökyüzündeki o yıldızlar bir iki saçlarıma düşmeye başladılar artık.
Artık hatalarımdan dolayı özür dileyebiliyorum ve sevgimi sevdiğime göstermekten korkmuyorum.
Ertelemiyorum...
Kurmakta geç kaldığım hayallerim var ve bir ömre sığdıramayacağım... biliyorum.
Gün öğleyi devirdi.
Gerçekleştiremeden hayallerimi...
Yarın olmasın.
Korkuyorum.

Görsel: Deviantart.com
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

...yavrum seni layk ettim...