Kırk yıl düşünsem Johnny Depp'in fotoğrafının bi' gönderimi süsleyeceği aklıma gelmezdi :)
Hoş adam! Pek bi' çekici. Tü-tü-tü maşşalleeeaaah! diyoruz kızlar :)
Peki, neden Johnny'i konu mankeni yaptım gönderime? :)
Söylediği şahane bi' söz yüzünden:
''My body is my journal, and my tattoos are my story''
Budur! :)
Bu konuda yazmasam çatlardım :)
Nedir bu üç günlük sevgilinin ismini/isminin ilk harfini vücuduna yazdırma sevdası?
'Dövme yaptırmazsa ölecek!' hastalığının dördüncü evresi gibi bi' şey sanırım bu.
Bu haberle sıkça karşılaşıyorum. Bi' sevgili bulur bulmaz dövmeciye koşup illa onun adını vücuduna dövme yaptırma merakına sahip insanlar var. Sonra, ilişki bittiğinde, o dövmeyi sildirmek için başvurmadık çare bırakmayanlar.
Lazerle sildirenler mi dersin, asitle kazıtanlar mı...dövmenin üzerine başka bir dövme yaptırarak kapatanlar da var. Hadi bu naneyi bi' kez yedin, dövme yaptırdın ve de sildirdin diyelim. Başına gelenden ders almak gerekir değil mi?
Yeni bi' sevgili bulur bulmaz yeniden dövmeciye koşmak da neyin nesi? :) Hani, 'Bu son olsun!' umudu mu?
Yaz-boz tahtasına dönmüş vücutlar. Madem bu kadar meraklısın, geçici dövme yaptır :)
Dövmeyi severim ve hatta çok severim.
Ustalıkla yapılmış, öylesine çizilip geçilmemiş, çok emek harcandığı belli olan ''zevk işi'' dövmelere hayranım.
Dövme yaptırmazsa ölecek! hastalığından muzdarip onlarca arkadaşım var etrafımda. Bi' tanesi daha geçen hafta sonu 5. ve 6. dövmelerine aynı gün, sekiz saat boyunca kıpırdamadan durmayı göze alarak kavuştu. Sevgilimin bacağını bile yirmi yıllık ejderha dövmesi süslüyor.
Fırsat bulsam -gerçekten buna ayıracak zamanım olmadığından dolayı sürekli erteliyorum- gidip dövme yaptıracağım.Yaptıracağım dövme bile hazır, ben anlattım, ayrıntıları ile tarif ettim, grafik tasarımcı arkadaşım hazırladı. ''Sen hazırım de, anında çıktısını alayım'' dedi tasarımının.
Amaaaaaa.... beni yatırıp kesseler sevgilimin adını vücuduma yazdırmam!
Hayatta her şey bizim için; ayrılık, ölüm...
O dövmeyle baş başa kalmak da var işin ucunda; sana acı vermesi, eskileri hatırlatması...
Yok efenim, yüzük parmaklarına birbirinin ismini yazdırmalar (ayrıldın/boşandın =
Yok efenim, koluna kırmızı kalple ismini yazdırmalar (fena, çok fena)
Yok efenim, tanıştığın, beraber olduğun yerin/zamanın koordinatlarını yazdırmalar (Ancelina başlattıydı bunu)
Yok sırtına kızın/erkeğin portresini yaptırmalar (ki, kanımca en
Dövme yaptıracaksam; gerçekten ömür boyu baktıkça beni mutlu edecek/sana bi' mesaj verecek, taşımaktan asla pişmanlık duymayacağım bi' şey seçerim.
Sonuçta vücudumun bi' parçası olacak, benden bi'şeyler olmalı seçtiğim/karar verdiğim tasarımda.
Olması gereken de bu değil mi?
Neyse...
Bi' de böyle bi'şi gördüm -Gugıl sağolsun- kelimenin tam manasıyla ''
Bugünnük bu gaddan! :)
Görsel: Google Images


